Başkana haksızlık

A -
A +

Geçtiğimiz Salı günü yayınlanan "Puroya gelinceye kadar" başlıklı yazım üzerine Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Bekir Kumbul aradı. Johannesburg'dan döner dönmez çalışma masası üzerinde bulduğu basında çıkan eleştiri yazıları kendisini bir hayli üzmüş. "İnanın, böyle bir olay cereyan etmedi. Bir kere ben puro içmem. Sigara içiyordum, onu da bıraktım. Sizin olaya yaklaşımınız farklı olduğu için içimi size dökme ihtiyacını duydum. Yaptığımız olumlu işlerin gözardı edilerek asılsız haberler üzerine sorup soruşturmadan bazı köşe yazarları tarafından eleştiri yağmuruna tutulmamı haksızlık olarak değerlendiriyorum. İster istemez ardında bir kasıt mı var diye düşünüyorum" dedi. Konuşmamızın akabinde bana olayla ilgili olarak Bavyera Eyaleti İçişlerinden Sorumlu Devlet Bakanlığından gönderilen Bakan adına basın müşaviri Christoph Hillendbrand imzalı basın bildirisini faksladı. Basın bildirisinin tercümesi aynen şöyle: "Beckstein, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Kumbul'a Karşı Onur Kırıcı Yakıştırmayı Reddediyor. Bavyera'nın İçişleri Bakanı Dr. Günther Beckstein'in 31. 08. 2002 tarihinde Hürriyet'in Türkiye baskısında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanına hakaret içeren, kendisiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan ve hiç kimseye yetki vermeden yazılan akıl ürününden yoksun habere tepkisi: 'Hiç kimse bu haberi bana maledemez.' Anlatılanlar aynı zamanda çok saçmadır. Ayrıca, Türkiye'nin Avrupa Topluluğu'na üyeliği umuma açık yerlerde bir Belediye Başkanının sigara içiş tarzına kadar bayağılaştırılamaz. Dr. Kumbul, benim çok uzun zamandan beri tanıdığım çok sevecen bir insandır. Antalya'nın Büyükşehir Başkanı olarak da Türk-Alman dostluğunun bir simgesidir. Şahsı da ülkelerimiz arasındaki ve benim şehrim Nürnberg ile Antalya arasındaki çok mükemmel ilişkilerin temsilcisidir. Birçok kez karşılaşmalarımızdan edindiğim izlenimlerden bunu çok derin insancıl duygularla en pozitif ve örnek bir şekilde yaptığını gördüm. Onunla bir kez karşılaşan herkesin kişiliğiyle tam Avrupa yolunu açacak bir insan olduğunu görmemesi imkansızdır. Bunun dışında anlatılanların hepsi gerçek dışıdır." Sevgili okuyucularım, varın durum değerlendirmesini siz yapın. Bir yanda esas kaynağından reddedilen asılsız bir haber, öte yanda bu habere dayanarak çalışan bir Belediye Başkanını kraldan çok kralcı kesilerek haksız yere kıyasıya eleştirenler... Neden biz böyleyiz? Kişilerin yaptıkları olumlu işlere gözümüzü kapayıp da en ufak bir fırsatta onları karalamakta yarışıyoruz? Bu yoldan bir yere varamıyoruz ama insanların morallerini bozuyor, çalışma şevklerini kırıyoruz. Asıl insan haklarıyla bağdaşmayan tutumlar bunlar... Önceki yazımda da belirttiğim gibi AB yolu, uzun ve dikenlerle kaplı bir yol. Mademki bu yolda ilerlemeye karar verdik, önce kendi içimizde toparlanmalıyız. Özümüze dönüp birbirimize köstek değil, kol kola girip destek olarak; birbirimizin hatalarını şefkatli yaklaşımlarla düzelterek... İnsanlık da bunu gerektirmiyor mu?

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.