Belediye temizlesin!

A -
A +

Ben yürüyüşlerimi çoğunlukla boğaz kıyısında yaparım. Bu yürüyüşler ılık kış günlerinde ve baharda çok hoş olur da yaz geldi mi bütün tadı kaçar... Sıcaktan falan sanmayın. Buraları yaz günleri gariban takımının yazlığı oluyor. Kimsenin hava alma, serinleme ihtiyacını karşılamasına tabiî ki bir itirazım yok. İtirazım, güzelim boğaz sahillerinin pislik içinde bırakılması, hor kullanılması... Sıcakların ağdalandığı o yaz günlerinde burada mangal yakanlar mı istersiniz, içki âlemleri yapanlar mı istersiniz, bankları parçalayanlar mı, çöplerini sorumsuzlukla öteye beriye atanlar mı, don gömlek denize atlayanlar mı istersiniz; her türlüsü var... Belediye de sanki burayla başa çıkamamış da kendi haline bırakmış gibi... Ortalıkta hiçbir kural belirleyici ikaz levhası yok. Şimdiye kadar bir tek görevliye de rastlamadım. Geçen yıl da bu konuda yazdım ama öyle anlaşılıyor ki aldırış eden olmamış. Geçen haftaların birinde, bir cumartesi sabahı yürüyüş yaparken banklarda oturmuş onsekiz-yirmi yaşlarında iki delikanlının çıt çıt ayçiçeği yiyerek kabuklarını yerlere attıklarını gördüm. Serde hem öğretmenlik, hem de İstanbul koruyuculuğu var ya, münasip bir dille delikanlıları hemen ikaz ettim, çevrenizi kirletmeyin dedim. Delikanlılardan kendince cumartesi şıklığı içinde olan saçları briyantinli, yanakları kırmızı delikanlı kayıtsız bir tavır ve laubali bir gülüşle: "Belediyenin işi ne? Temizlesin!" demez mi? Belediyenin üstüne düşeni yaptığını, çevreyi koruma görevinin her birimize düştüğünü anlatmağa çalıştım. Biraz utanır gibi oldu. Ama büyük bir ihtimalle kös dinledi. Aynı pejmürde manzarayı pazar günü gittiğim Eminönü'nde de gördüm. O ne izdiham, o ne düzensizlik, o ne kuralsızlık, o ne pislik!.. Anlatmak mümkün değil... Öğrendiğim kadarıyla Eminönü sair günler de böyleymiş. Anlaşılan belediye başkanı da ipin ucunu kaçırmış. Boğaz sahillerinde olduğu gibi burası da nemelazımcılığa, keyfi kullanıma, kuralsızlığa terkedilmiş! Halkın çoğunluğunda "Bana ne, ben kirletirim. Belediyenin işi ne; temizlesin! " anlayışı hakim.. Turistlerin rağbet ettiği en gözde yerlerin böyle perişan halde olması doğrusu içler acısı bir durum. Öyle anlaşılıyor ki, biz halk olarak (özellikle dışardan gelenler), İstanbul'u acımasızca, kıyasıya tüketmeğe çalışıyoruz. Hayal kırıklıklarımızın, sıkıntılarımızın, karşılaştığımız haksızlıkların, şuna veya buna karşı öfkelerimizin intikamını bu güzelim şehirden alıyoruz. Elimize ne geçiyor? İstanbul'da, bu güzel dünya kentinde mutlu ve keyifli bir hayat sürmek istiyorsak halk olarak, ilçe belediyeleri olarak el ele verip Büyükşehir Belediyesi'nin başlatmış olduğu "Kentim İstanbul" kampanyasına destek vereceğiz. Başka İstanbul olmadığı gibi başka çaremiz de yok!

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.