Beyaz kâbus... mu?

A -
A +

TV kanallarının haber görüntüleri Anadolu ve Trakya'da dağ gibi biriken karları, başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlerde kar yüzünden felce uğramış trafik manzaralarını ikide bir karşımıza çıkarıyor. Sadece karın çilesiyle ilgilenmeye programlanmış habercilerin felaket tellallığından tık nefes bir halde kardan sürekli olarak "beyaz felaket", "beyaz kâbus" diye bahsetmeleri zihinlerimizdeki kar imajını hoyrat bir biçimde zedelemeğe devam ediyor. Alt yapısını her türlü deprem, sel, kar gibi tabiat olaylarını dikkate almadan adam sendeci zihniyeti yüzünden sağlıklı bir biçimde kuramayan yerel yönetimlerin ihmalleri ne yazık ki doğal olayları acılarla örülü katlanılmaz bir çileye dönüştürüyor. Suçlanan, doğal olayın bizzat kendisi oluyor. Burada sizlere hayatımızdaki her şeyi bize zehir eden tedbirsizlikler zincirinden bahsetmeyeceğim. Nasıl olsa bunlar günlerdir televizyonlarda tartışma konusu oluyor. Ben size şiir dünyasından bir başka kar tablosu sunacağım. Edebiyatımızda kar üzerine yazılan şiirlerin en güzeli Cenap Şehabettin'in Elhan-ı Şita (Kar Musikisi) isimli şiiridir. Şairin, ustaca tertiplenmiş bir müzikalite eşliğinde, çeşitli imajların iştirakiyle yaptığı; psikolojik bir derinlik de içeren kar tablosu, bize, kar'ı duyarlı bir yürek ve sanatkarane derinlikle seyretmenin estetik zevkini yaşatır. Karın kendine özgü bir biçimde yağışını bakınız şair nasıl bir ritm ve özgün benzetmelerle anlatır: Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş. Eşini gaip eyleyen bir kuş gibi kar Geçen eyyam-ı nevbaharı arar... (Bir beyaz titreyiş, bir dumanlı uçuş... Kar, eşini kaybeden bir kuş gibi geçmiş ilkbahar günlerini arar...) Kar yağarken herhalde çoğumuz zevkle seyretmiş, ifade edemediğimiz birtakım şairane duygulara kapılmışızdır. Duyup da ifade edemediklerimiz şairin dile getirdikleriyle örtüşüyor mu bir bakalım: Göklerden emeller gibi rizan oluyor kar Her suda hayalim gibi puyan oluyor kar Karlar, bütün elhanı mezamir-i sükutun Karlar, bütün ezharı riyaz-ı melekutun Dök hak-i siyah üstüne, ey dest-i sema dök, Ey dest-i sema, dest-i kerem, dest-i şita dök; Ezhar-ı baharın yerine berf-i sefidi; Elhan-ı tuyurun yerine samt-ı ümidi. (Kar, göklerden emeller gibi dökülüyor, suya düştüğünde hayallerim gibi dağılıyor. Karlar, sükut surelerinin nağmeleri; meleklerin bahçelerinin çiçekleri... Ey kış semasının cömert eli siyah toprağın üstüne bahar çiçeklerinin yerine beyaz karları, kuş nağmelerinin yerine ümidin sessizliğini dök...)

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.