Beyhude kavgalar

A -
A +

Geçtiğimiz cumartesi günkü Türkiye Gazetesinde "Başarının yolu sevgiden geçiyor" başlıklı bir haber-mülakat yazısı vardı. Şimdiye kadar farkında olmadığımız yeni bir tespit değildi ama söz sevgiden açıldı mı haliyle ilgimi çekiyor. Okudum tabii. Efendim, aslında neyin yolu sevgiden geçmiyor ki? "Seveceksin" hükmü boşuna peygamber buyruğu olmamış. Ama varlığımızın çamurdan yanıyla hareket ettiğimizde asiliği seçiyoruz, bilincimiz yerlerde sürünüyor; fesat oluyoruz, ikiliğe ve ayrımcılığa düşüyoruz; sevmemekte direniyoruz. Onun için her şey, sulha erişmeyen bir dava oluyor bizde. Sevgi cevherinden yoksun bir yürekle konuştuğumuzda dilimizden zehir akıyor. Gönül ummanına dalıp sözün incisini, sözün gönüller yapan, anlamayı, anlaşmayı; barışı muştulayan özünü yakalayamadığımız içindir ki her konuşma bizi kavgaya, çekişmeye götürüyor; neticede sürekli nefret ve ötekiler üretiyoruz. *** Mesela Hrant Dink suikastının araştırma ve soruşturma safhasında, gittikçe düğümlenen olaylar karşısında soğukkanlılığı muhafaza edip sağlam bir muhakeme ve objektif bir tavırla gerçeğin ve ayna arkasındakilerin peşinde koşacağımıza bir milliyetçilik kavgası tutturmuş gidiyoruz. Gittikçe bir kaosa sürüklendiğimizin farkında değiliz. Ülkesini, milletini seven bir kişi veya kişiler Türkiye'yi böylesine zor durumda bırakacak, kaosa sürükleyecek bir cinayet işleyebilir mi? Atatürk milliyetçiliği diye nitelendirdiğimiz; Türk tarih ve kültürüne, her türlü ayrımcılığı reddeden insanlık bilincine vakıf olarak ülkesine, milletine, bağımsızlığına sahip çıkma, koruma tavrı zaten insanımızın özünde var olan doğal bir reflekstir. Esas düşmanlıklar üreten, kinleri besleyen, savaşları ve ayrımcılıkları destekleyen ırkçı milliyetçilik, her şeyine hayran olduğumuz batıda var. Bu topraklarda farklı kültüre sahip olanlarla yüzyıllar boyu barış ve kardeşlik içinde yaşayan Türk halkı hiçbir zaman kafatasçılık, ırkçılık peşinde olmamıştır. Bu rağmen, nedense hep korkuların egemen olduğu bu ülkede herkesten fazla demokrat olduklarını sanan, körü körünü batı yanlısı, birtakım halka rağmen aydınlardan(!) su başlarını tutmuş yazarlardan oluşan hâkim ve etkin bir grup var ki "milliyetçilik" kelimesinin telaffuzundan bile korkuyorlar. Onların karşısında şöyle göğsünüzü gere gere "Türk'üm" bile diyemezsiniz. Sizi hemen kafatasçılıkla, ırkçılıkla suçlarlar. Oysa, Türk insanının kültür ve inancı her türlü renk, cins, ırk ayrımcılığını reddeder; evrensel barışı, sevgiyi ve kardeşliği hedefler. *** Diyeceğim şu ki; artık birbirimizle bu beyhude kavgaları bırakalım. Batının dayatmalarıyla, aşağılamalarıyla zaten incinmiş olan halkımız, bu durumdan son derece rahatsız. İç çekişmeler ülkemize zarar veriyor. Onun için birbirimizi anlamaya, dinlemeye ve tamamlamaya, vicdanlarımızın rehberliğinde düşünmeye, gerçekleri tespit etmeye ve sağlıklı çözümler üretmeye mecburuz. Küresel fırtınalarda gönüllü olarak savurduğumuz, şüphesiz dünya barışına katkı sağlayabilecek evrensel kültür değerlerimize (bilmiyorsak öğrenelim) sahip çıkalım. İnsanı ihmal eden, artık sadece sermayenin hâkimiyetini ve serbest dolaşımını hedefleyen küreselleşmenin gözü kara efendilerinin oyun ve tezgâhlarını anlayalım. İçinden çıkamadığımız olayları tahlil ederken bunları da hesaba katalım.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.