Büyük şehirlerin betonlaşmış havasından, yorucu hayat çarkında kuruntular, vesveseler, hırslar, öfkeler üretmeğe başlayan zihninizin egemenliğinden kurtulup geçmişten geleceğe doğru uzanan sükunet akışında öz benliğinizi yaşamak istediğinizde size güzel bir yer önereceğim; Beypazarı. Beypazarı, Ankara'ya yüz kilometre uzaklıkta buram buram tarih kokan, tarihi dokuyu muhafaza etmiş şirin mi şirin bir kasaba. Yeni restore edilmiş beyaz evleriyle, Türk kültürünü yansıtan özellikleriyle Safranbolu gibi yakın bir geleceğin yıldızı olmağa namzet binlerce yıllık bir geçmişi olan, doğal güzelliklerle dolu bir yerleşim merkezi. Bir toplantı için Ankara'ya gittiğimde işlerim biter bitmez Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın daveti üzerine, Ahmet Yıldırım isimli bir şair arkadaşımın "Tarih sende, kültür sende dil sende/İnsanlığa çiçek açan gül sende/Gel hemşehrim bu sevgiyle dol sen de/Yürek yürek sevdalınım Beypazarı" dediği bu güzel kasabaya geçtim. Şehir merkezine 20 kilometre uzaklıkta kaldığım, kuş sesleri içinde tam bir dinlenme mekanı olan Dutlu-Tahtalı Termal Tesisleri'nde Ankara'nın yorgunluğunu ve uzun zamandan beri yakama yapışan gribi attıktan sonra sayın başkanla ve onun seçkin eşiyle kasabayı gezme, sıcak kanlı halkıyla görüşme ve etkileyici havasını doya doya teneffüs etme imkanı buldum. Başkan Mansur Yavaş, aslen Beypazarlı. Türk kültürünü özümsemiş, son derece çalışkan, misafirperver, çelebi bir insan. Beypazarı'nın tarih içinde hak ettiği yeri alması ve kalkınması için olağanüstü bir gayret içinde. İnsani ilişkileri son derece uygar. Son günlerde entellektüel çevrelerde de ilgi uyandıran Beypazarı için böyle bir başkana sahip olmak bir şans. Beypazarı'na gidip de kapısı herkese açık olan başkanla tanışırsanız bana hak vereceksiniz. Sayın Yavaş, belediye başkanı olduktan sonra belediye bütçesinden harcama yapmadan tarih ve kültür bilincinde olan kişi ve kuruluşların yardımıyla 95 adet Beypazarı evini aslına uygun olarak yeniletmiş. Restorasyon çalışmaları halen hızla devam etmekte. Beypazarı'nın tarihi Hititler'e kadar uzanıyor. Frigler, Galatlar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar bu topraklarda egemenlik kurmuşlar. İlçeyi Bizanslılardan alan Germiyanoğlu Yakup Şah'ın veziri Dinar Hezar'ın Beytepe yöresinde büyük bir pazar kurdurması üzerine buraya "Beyhezar" denildiği, Ankara yöresinde bu pazarın gittikçe ağırlık kazanmasıyla bu ismin Beypazarı'na dönüştüğü anlaşılmaktadır. İlçenin en önemli özelliği tarihi İpek Yolu'nun üzerinde kurulmuş olması. Resmi kayıtlara göre 1573 yılında merkez nüfusunun 10.000 olduğu düşünülürse Beypazarı'nın tarihteki yeri daha iyi anlaşılır. "Tarihimizi ve kültürümüzü, çevresiyle, yazmasıyla, bindallısıyla, telkarisiyle, bakırcılığıyla, dolmasıyla, kurusu, güveci, kapaması, höşmerimiyle yaşatmak, Beypazarı'nı dünyada eşi benzeri görülmedik bir açık hava müzesine dönüştürmek çabasındayız" diyen sevgili başkana ve Beypazarı halkına benim de bir diyeceğim var: "Çalışan, kazanır."