Yeni sezonda, AKM'de iki güzel eser seyrettim. Biri Ankara Devlet Opera ve Balesi tarafından hazırlanan "Hırçın Kız"; diğeri İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından hazırlanan "Hansel ve Gretel." Hırçın Kız, Shakespeare'in aynı adlı tiyatro eserinden baleye uyarlanmış, çok hoş, çok başarılı bir oyun. Shakespeare denildiğinde aklımıza ilk gelen şey, yüzyıllardır anlamından ve parıltısından hiçbir şey kaybetmeyen "söz" ve "kelime oyunları" ustalığıdır Seyirci açısından bir Shakespeare temsilinde her zaman sözün gücü ve etkisi, oyunun gücünden ve etkisinden daha öndedir. Hal böyleyken, ilk anda sözsüz bir Shakespeare temsili düşünülemez gibi geliyor insana. Ama Hırçın Kız Balesini seyrettikten sonra peşin hükmünüzde yanıldığınızı anlıyorsunuz. Tabii bunda John Cranko kareografisinin, eseri sahneye koyan Jean Boune'un yönetim ustalığının ve oyuncuların eserin özüne nüfuz edebilme yeteneklerinin rolü büyük. Yani, başarıyı "bütünlükte" aramak gerekiyor. Yönetmeninden oyuncularına, dekor ve kostümcülerine, ışıkçılarına kadar herkes üstüne düşen görevi çok iyi yapmış. Estetiğin sınırlarını zorlayarak olayları, zıt karakterleri, çeşitlilik gösteren psikolojik durumları yerli yerinde komedi unsurlarıyla donatarak sadece jest ve mimiklerle anlatmak ve bunda müthiş bir performans sergilemek büyük cesaret ve sanat gücü isteyen bir şey. Devlet Balesi bu oyunla dünya balesiyle boy ölçüşecek durumda olduğunu bir kere daha ispatlıyor. Sevgi'nin öfke dolu, katı bir yüreğe adım adım gelişini oyununa bütün varlığını katarak seyircisine hissettiren, karmaşık insan ruhundaki dönüşümleri çok anlamlı ve canlı mimiklerle sergileyen Ayşe Fidanlık ve unutulmaz bir Petruchio karakteri canlandıran Volkan Ersoy, hiç şüphesiz bu yılın yıldızları... Öyle ki, muhteşem oyunları hâlâ muhayyelemde devam ediyor. Hansel ve Gretel, İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nin yeni sezon için hazırladığı; yalnız büyüklerin değil, çocukların da zevkle izleyebilecekleri Alman besteci E.Humperdınck'in konusu Grimm Kardeşlerden alınan iki perdelik masalımsı operası. Çocuk düşleri ve fantezileri ile süslü eser, olağanüstü müziğiyle seyirciyi son derece etkileyeci bir düş alemine sürüklüyor. Hansel ve Gretel'i ilk olarak 1893 yılında Waimer'da yöneten ünlü besteci Richard Strauss; ilk kez eserin partisyonlarına baktığında çok etkilenmiş ve Humperdınck'e gönderdiği mektupta şunları yazmış: "Gerçekten birinci sınıf ve usta işi bir çalışma. Uzun zamandan beri ilk kez bir şey beni böylesine heyecanlandırdı. O ne güzel melodi! Nasıl da yürekleri tazeleyen bir mizah!.. Orkestranın kurgulanması nasıl bir sanat ve zarafet eseri! Bütünü kapsayan bir son, çiçek açan bir buluş, görkemli bir polifoni; her şey yeni ve özgün... Övgüye değer, üstün bir eser vermiş bulunuyorsunuz. Bu opera artık yüzyılların malıdır." Strauss'un övgülerini hak eden; librettosunu Adelheid Wette'in yazdığı, orkestrayı Nezih Seçkin'in yönettiği, Günter Roth'un sahneye koyduğu Hansel ve Gretel, sezonun en çarpıcı sanat olaylarından biri. Bu oyunu repertuara alırken amacının çocuklara opera zevkini aşılamak olduğunu söyleyen genel sanat yönetmeni Sedat Öztoprak'ın bu amaca kısa zamanda ulaşacağından şüphem yok.