Bir bayram daha geçti

A -
A +

Evvelden bayram tatili yaklaşırken herkeste nereye gidelim telaşı olurdu. Bu yıl çevremdekilerde bu telaşı görmedim.. İç ve dış turizm açısından iyi durumda olduğumuz söyleniyordu. Ona da nazar değdi. Artık yılan hikayesine dönüşen krizden ve Ortadoğu'da sonu meçhul bir maceraya dönüşen savaştan dolayı kimsede heves kalmadı. Bir de sonbaharın gamlı ve gözü yaşlı çehresi göründü ya, zaten moralman çökmüş toplumdaki bıkkınlık, isteksizlik ve umutsuzluk daha bir ön plana çıktı. Çalışmadan arta kalan zamanlarımızda tatsız bir uyuşukluk içinde ve artık kanıksamış bir halde dizi film seyreder gibi Afganistan'ın bombalanışını seyrediyoruz. Duygularımız gittikçe köreliyor. Yanlışlıkla sivil yerleşim merkezlerinin bombalanışına, çocuk ölümlerine ilk günlerdeki kadar ateşli bir öfkeyle tepki göstermiyoruz. Haksızlıklara ve çılgınlıklara karşı çıkardığımız ses boğuk ve kısık. O da gittikçe sönüyor. Ne yazık ki içte ve dışta gelişen negatif olayların odağında insanlığımızdan her an bir şeyler kaybediyoruz. Geçtiğimiz akşamların birinde bir TV kanalının haber programında yaşları sekseni aşmış iki hanımı ekrana getirdiler. İkinci dünya savaşının ekmeğin karneye bağlandığı zor günlerinde bile yaşama sevinçlerini kaybetmemişler. Cumhuriyet'e kol kanat geren, inançlı bir nesil olarak hayata ve geleceğe hep umutla bakmışlar. Ama şimdi çektikleri geçim sıkıntısının yanı sıra, ülkede ve dünyada herşeyin daha kötüye gittiğini görünce geleceğe ait umutlarını ve dirençlerini kaybetmişler. Yüzlerinde hem yaşlanmışlığın hem de çaresizliğin o bedbin ifadesini görmeliydiniz... İçim sızladı. Bir de çevremdekilere ve kendime baktım. Bu ruh çöküntüsünde onlardan farkımız yoktu! Kurtuluş Savaşı destanını yazmış bir milletin yaşlısı, genci ne yazık ki bugün aynı çaresizlikleri ve buruklukları paylaşıyor. İnançları ve moralleri güçlendirmek için ne söyleseniz, ne yazsanız (hatta kendi kendinize bile ne telkin etseniz) havada kalıyor. Teselli adına söylenen hiçbir söz kâr etmiyor. TV kanallarında her an karşımıza çıkan öfkeli ve yoksul insanların görüntüsü; onların canhıraş feryatları, tartışma adı altında sunulan kavga tabloları, bitip tükenmek bilmeyen yolsuzluklar, yöneticilerin vurdum duymazlıkları ve halktan kopuklukları zoraki körüklenmeğe çalışılan bütün umut kıvılcımlarını söndürüyor. Sevgili okuyucularım, Cumhuriyet'in bu 78. yıldönümünde yine resmi törenlerde parlak nutuklar atıldı. Aziz Atatürk'ten alıntılar yapılarak, onun açtığı medeniyet yolunda ilerleme azmimizden bahsedildi. Artık bu hamasi nutukları da kanıksadınız, biliyorum. Artık yapmamız gereken, şöyle bir geriye dönüp tarihten güç alarak bu Cumhuriyeti kuran inancı ve ruhu tekrar kazanmamız... İlkeli, temiz, uyanık, güçlü ve seviyeli bir toplum oluşturmak için harcımıza umut ve inancı da katarak teker teker yeniden yapılanmamız... Ülkemiz için kurtuluş reçeteleri ne siyasetçilerin, ne IMF'nin, ne de Dünya Bankasının elinde. Sadece bizim yüreğimizde, kendimize olan inancımızda, tek yürek olarak kendi hakkımıza sahip çıkmamızda ve Atatürk yolunda ilerlememizde.. Umutların taze fidanlar gibi yeşerdiği nice Cumhuriyet Bayramları diliyorum...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.