İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kadın Çalışmaları Ana Bilim Dalınca "12-15 Yaş arası Kız-Erkek Çocuklarının Kadınlık ve Erkeklik Rollerini Algılayış Biçimleri "konulu bir araştırma yapılmış. Araştırmanın sonucuna göre; kadının "kul", erkeğin "fedai"olduğu cinsel kimlikleri benimsendiği ortaya çıkmış. Bu araştırmanın ayrıntılı sonuçlarını da içeren bir gazete yazısında habere "Taş Fırın Erkekleri Küçükten Yetişiyor!" diye de bir başlık atılmış; ayrıca "Çocuklar Duymasın" dizisinden bir aile fotoğrafı eklenmiş. Hiç şaşırmadım. Zaten toplumda (bir türlü dengeye oturmayan) cinsler arasında ayrımcılığı abartılı bir biçimde sürekli olarak vurgulayan "Çocuklar Duymasın" gibi bir TV dizisi, bu hususta adeta yol göstericilik yapıp bununla da olağanüstü bir ilgi topluyorsa daha ne beklenebilirdi? Okuyucularım hatırlayacaklardır; bu dizi ile ilgili düşünce ve kaygılarımı daha önce yazmıştım. Evlilik içi çatışmaları (her ne demekse) taş fırın erkekliği(!) hakimiyeti üzerine kurmağa çalışan bu dizi, haliyle yalnız büyüklerde değil, çocuklarda da cins ayrımcılığının en önemli bir sorun olarak algılanmasını derinleştirdikçe, haliyle erkek-egemen toplum imajı daha kalın çizgilerle daha bir yerine oturacaktır. 'Havuç'u model olarak benimseyip yetişen "Havuç nesli" de taş fırın erkekliğinin modernize edilmiş versiyonu şeklinde karşımıza çıkacaktır. Bizimkisi gibi hâlâ eğitim sorununu çözememiş 'maço'luğun bir üst değer olarak algılanıp savunulduğu, kadın dövmenin olağan hallerden sayıldığı bir toplumda aile ve çocuklarla ilgili bir dizi hazırlayanların çok daha dikkatli ve bilinçli olmaları gerekiyor. Bu tür uyarı ve eleştiriler sanatın iç özgürlüğüne müdahale ve tutuculuk olarak değerlendirilmemelidir. Dikkate özellikle alınması gereken husus; seyircilerin algılayış düzeyi ve biçimidir. Yalnız çocuklar kendilerine 'Havuç'u model olarak almamakta, büyükler de özel hayatlarında Pınar Altuğ'un ve Tamer Karadağlı'nın rollerini benimsemektedirler. Nitekim, Pınar Altuğ'un modern ve akıllı bir evli kadını temsil ettiği için yılın kadını seçilmesi(!) böyle bir algılayış ve benimsemenin sonucudur. Üstelik dizi sürekli olarak çeşitli konularda mesajlar vermek suretiyle toplumsal yönlendirme görevini de açık açık üstlenmiş görünmektedir. Şimdilerde Star televizyonunun zor durumda olduğu ve diziyi hazırlayanların da başka kanallarla anlaşma yollarını aradığı haberleri basında yer alıyor. TV kanallarının program seçici yöneticilerine naçizane tavsiyem, bu dizi için anlaşma kararı vermeden önce, nezaketen sosyologların, eğitimcilerin ve psikologların da görüşlerini almalarıdır. Başrol oyuncusunun kazanç ve şöhret sarhoşluğu ile Amerikan filmlerinde oynama düşleri içinde olduğu şu sırada bence en makul karar miadını doldurmuş olan bu dizinin tadında bırakılarak yerine başka bir aile dizisi projesinin düşünülmesidir.