Bir edebiyat tartışması (!)

A -
A +

Varmış gibi görünen edebiyat dünyamızda bir süreden beri kim "kadın ruhu"nu yeniden keşfedecek (!) veya skandal çıkaracak da reklamcı yayın örgütü bunların kitaplarını öne çıkaracak diye bekliyordum. Bu defa edebiyat tartışması adı altında garip bir tartışma gündeme geldi. Aslı Erdoğan isimli bir yazar hanım, Hasan Öztoprak adında (aslen yazar olup olmadığını bilmiyorum) bir beyle bir aşk macerası yaşamış. Öztoprak, Erdoğan'la yaşadığı bu ilişkiyi anlatan bir kitap yazıp bunu bir yayıneviyle anlaşarak yayınlatmış. Ondan sonra özel hayat ve mahremiyetin edebiyatta işlenip işlenmeyeceğiyle ilgili tartışmaların ardı arkası kesilmedi. Ben, böyle sansasyon ve reklamla gündeme gelen kitaplara rağbet etmiyorum. Dolayısıyla (ahkam kesen birçokları gibi) kitabı alıp okumadım; okumaya da niyetim yok. Ayrıca, uzaktan baktığımda olayı bir edebiyat meselesi olarak değil de bir ahlak meselesi, kişisel bir hukuk meselesi olarak görüyorum. Kimsenin, kimsenin özel hayatını, mahremiyetini şu veya bu şekilde, şu veya bu amaçla afişe etmeğe hakkı yok. Bu, kanaatimce insan haklarını ihlale giriyor. Kitap ilkin toplatılmış, sonra yayınlanması serbest bırakılmış. Sansasyon ve pornografi meraklısı bilinçsiz okuyucu kitlesi tarafından aranır hale gelince önce kitabı basmama düşüncesinde olan yayınevi, kazanç kokusunu alır almaz kitabı basmaya karar vermiş. Bu defa aynı yayıneviyle çalışan beş kadın yazar yayınevini şöyle bir bildiriyle protesto etmişler: "Biz aşağıda imzası olan kadın yazarlar, insan ve yazar olmanın sorumluluğu gereği bu kitabın yaşamsal gerçekliği kurgusal gerçeklik süsüyle aktarmaktaki kabalığının ve hedefini aşan amacının edebiyatı bir şiddet aracına dönüştürmesine karşı çıkıyoruz. Tümüyle vicdani ve etik bir sorun olarak gördüğümüz bu karşı çıkışın yazarların yazdıklarını bir kez daha gözden geçirmelerine neden olmasını diliyoruz. Aynı talebimizin yayınevleri için de geçerli olduğunu söylememize gerek yok. Eminiz ki bu kitap çevresinde dönen tartışmalar, yerini yeni bir edebiyat skandalına bıraktıktan hemen sonra unutulmaya yüz tutacak. Bu bağlamda bu veya buna benzer bütün yayınları protesto ettiğimizi, gösterdiğimiz tavrın sürekli bir eylem olduğunun altını çizerek belirtmek isteriz. Feride Çiçekoğlu, Gönül Kıvılcım, Müge İplikçi, Nalan Barbarosoğlu, Sema Kaygusuz" Görüyorsunuz ya, kişisel bir hukuk meselesi ciddi ciddi nasıl bir edebiyat meselesi haline getiriliyor! Bu bildiriyi okuduğum gazetenin bir başka sayfasında, Aslı Erdoğan'ın üç yeni kitabının reklamını gördüğümde doğrusu hiç şaşırmadım. Efendim, kimse kimseyi aldatmasın; ne edebiyat tartışmasıymış bu? Edebin yok edildiği bir ortamda edebiyattan söz edilebilir mi?

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.