Bir gencin düşündürücü açıklamaları

A -
A +

Bu ülkede en çok ihmal edilen kesimin gençlik olduğu gün gibi aşikar. Zaman zaman bu konuda yazılar yazılıyor, uyarılarda bulunuluyor ama aldıran yok. Hali vakti yerinde olan aile büyükleri kendi alemlerinde, olmayanlar ise, geçim derdiyle boğuşmakta. Yöneticiler malum; kısır çekişmeler içinde ekonomiyi kurtarmakla ve iktidar hesaplarıyla meşgul. Gündemde gençlik yok. Hiçbir zaman da olmadı. Ülke insanları, bilhassa reyting peşinde olan medyanın aracılığıyla öz benliğinden ve kültüründen soyutlanıyor. Değerler sistemi çökmüş. Gereksiz tartışmalarla din duyguları sömürülüyor. Sokağa ve yabancı kültürlere teslim edilen; ölüm ve yaşamın manası konularında sağlıklı bir biçimde aydınlatılamayan gençler, kendilerince tatmin ve çıkış yolları arıyorlar. Kimileri sahte şeyhlerin peşine takılıyor, kimileri uyuşturucu batağına saplanıyor, kimileri selameti ülkeden kaçmakla buluyor, kimileri satanizm gibi sapık akımlara kapılıyor, kimileri de intiharı seçiyor. Dipsiz kuyular gibi gittikçe derinleşen yalnızlık duygusu, manasızlık ve boşluk körpe yürekleri kendi karanlığına çekiyor. Lara Falay'ın intiharından sonra gençliğin durumu, son günlerin en çok tartışılan konularından biri oldu. Geçtiğimiz Pazar günü Hürriyet gazetesinde gençlerle yapılan mülakatlardan aşağıya aldığım örnek intihar sebebinin sadece satanizmle ilgili olarak tek boyutlu ele alınamayacağını gösteriyor. İşte, Saint Benoit Lisesinde okuyan bir gencin itirafları: "Bizim çok büyük bir kısmımız ateist. Satanizme inananlar varsa bile gerçek manada değil, soyut anlamda inandıklarını düşünüyorum. Hepimizin üzerinde melankoli var. Bir bardaki looser erkek tipi gibi bir şey. Dinlenen şarkılarda özellikle ölüm lafının geçtiği yerler zihinlerde yer ediyor. Bu toplumdan bir şey olmayacağını anlıyor ve beklentilerimizi öldürüyoruz. Kimimiz de kendini. Birkaç arkadaş el ele tutuşup ölüme atlamayı biz de düşünmüştük. Ama bilinçaltımızda bunu gerçekten yapmayağımızı bildiğimiz için rahatça konuşurduk. Ama bazıları bunun bilinçaltına nüfuz edip gerçekten kendini öldürmesine izin veriyor. Ben, intihar eden arkadaşlarımızın da aynen böyle olduğunu düşünüyorum. Bizim sorunumuz her şeyi vıcık vıcık etmemiz. Sorunumuz sistem. Her şeyi tüketmemize izin veriliyor. Ve biz bunu çok hızlı tüketiyoruz. Tüketecek bir şey kalmadığında da kendimizi tüketiyoruz. Gençler değil, insanlık intihar ediyor. Herkes sistemi sorguluyor. Ben de sistemi sorguladım. Ama bu sistemden kaçsam, yani intihar etsem sistemin çok mu umurunda olacak? O yüzden intihar etmedim. Ve hayatımı yanyana nefret ettiğim bir adamla yürüyormuşum gibi devam ettirmeğe karar verdim. Bu sabırlı ya da sabırsız olmakla ilgili bir şey. Ben sabrettim. Belki de sadece nefes alıp vermekten hoşlandığım için bunu yaptım. Dijital ve sanal dünyada büyüyen bizler olduk. Anne ve babalar bunlara sonradan entegre oldu. Bir gün çocuğum olursa hiç oyuncak almayıp sadece tahta küplerle oynamasını isteyeceğim." Mülakat çerçevesi içinde düşündürücü başka örnekler de var. Ama sadece yukardaki açıklamalar bile gençliğin psikolojik durumunu anlamak için bir hayli ipucu taşıyor. Tabii anlamak isteyenler ve samimi bir gayretle çözüm arayanlar için...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.