Benim burcum, Başak... Bir eylül çocuğu olarak hüzün bana yabancı değil. Hüznü, öyle sadece gam, keder, kasavet olarak düşünmeyin. Hüzün, tefekkürün son merhalesidir; insana "kendini bilme" yolunu açan, düşünceyle hemhal olmuş gizemli bir duygudur. Bu sebeple; "Hüzün, ruhuma sindirilmiş bir ayettir" diyen şair Olcay Yazıcı'nın şiirlerini beğeniyorum. Son şiirlerini "Ateşi Uyandıran Şiirler" başlığı altında toplamış. Bastıracak yayınevi bulamamanın sıkıntısı içinde. Malum, kriz diz boyu... Normal zamanda bile şiire kolay kolay hayat hakkı tanımayanlar bu kriz zamanında mı şairlerin yüzünü güldürecekler? Sağlıksız edebiyat dünyası birkaç ismi pompalamaktan öteye yeni yetenekleri ortaya çıkarma gayretinde mi? Olcay, bana telefon açtığında bu konuda uzun uzun dertleştik. Şiirlerini bana göndermesini söyledim. Sağolsun, göndermiş. O, fizikötesi duyarlılığa sahip gelenekçi bir şair. Geleneksel kültür birikimi, divan şiiri ve tasavvuf etkisi bütün şiirlerinde kendini hissettiriyor. Özenle oluşturduğu mısralar günümüzde pohpohlanan başka şairlerde olduğu gibi başkaldırıyı kamçılamıyor; eşyaya "ruh" üfürmeğe çalışıyor; gönül tellerini titretiyor; düşünce mekanizmasını ateşliyor. İyi şiir kaybolmaz; o, bir kuş gibi kanatlanıp Kaf Dağının zirvelerinde otağ kurar, ya da gönül ikliminde bereket yağmuruna dönüşür; nisan yağmuru gibi apansız karşınıza çıkar. İşte Yazıcı'nın çarpıcı mısraları: "Çöz hüznün buzlarını can yürüsün bedene/ Kapılar kapanmadan aşkı bir daha dene", "Haziranda kar gibi gam tüketti günümü/Usandım sıratlardan, azat et mümkünümü", "Sufi, sabrın sırrını fısıldayan gül-sesi/Aşk ile aydınlanır masivanın ötesi", "Çok şükür bitti tufan, o afet rüzgar dindi/Hayat dediğin ne ki: Hüzünlü bir ikindi", "Ayrılıklar ayini semada mı, yerde mi?/Acılarla yaşamak: İşte aşkın erdemi" Hele bu şiir destesinin başında "Ayna" isimli bir şiir var ki, insanı ister istemez aynalar üstünde felsefi düşüncelere zorluyor: "Firuze bir efsane, hayat denen sonsuz güz Aynada doğarız biz, aynada gömülürüz Kırılgan âlemlerde hayaller ışınlanır Aldanır düş kurarız; aynalar kurşunlanır Semada hikmet burcu, bulut ebrusu nakış Lisan-ı hafi ile eşyaya sırri bakış Ayna, aynaya gurbet, ayna aynaya zulüm Aynada nur ayini, şeb-i arus ve ölüm Ne varsa masivada ayna içinde esir Aynada gül yangını, ayna küskün, münkesir Bilmem, yayıncısını arayan bu mısraların kanat seslerini duyuyor musunuz? Bence basılmış, basılmamış ne gam!..