Bırakın araştırılsın ve tartışılsın!

A -
A +

Türk siyasetinin renkli ve ağırlıklı siması Süleyman Demirel'in: "Dün, dündür; bugün bugündür", "Yollar, yürümekle aşınmaz" gibi duyduğumuzda "nasıl yani?" diyecek kadar bizi şaşırtan; çeşitli tartışma ve yorumlara sebep olan meşhur sözleri vardır. En son hatırladığım; cumhurbaşkanlığı sırasında, bir törende 9. senfoniyi çalan orkestrayı işaretleyip: "İşte çağdaş Türkiye!" demesidir. *** Basında çıkan haberleri takip ediyorsanız biliyorsunuzdur; Bülent Ecevit, resmi olmayan Osmanlı Tarihi yazmış. Pek yakında piyasaya çıkacak bu kitapla ilgili olarak bir gazeteye beyanat verirken Padişah Vahdettin'in hain olmadığını söylemiş. Şimdi köşelerde harıl harıl bunun tartışması yapılıyor. Bu görüşte olanlarla olmayanlar fena halde kapışmış durumdalar. En ilginci; 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, bazı gazetelerin genel yayın müdürlerine telefon ederek: "Türkiye böyle bir beyanı kaldıracak durumda değildir. Atatürk hepimizin referansıdır. Türkiye Cumhuriyetinin referansıdır. Bugün Türkiye'yi birbirine bağlayan en kuvvetli referans odur. Bakın din, dil, bölge gibi konularda giderek ortak referanslar kayboluyor. Cumhuriyetçi elit bugün büyük sıkıntı içindedir. Oysa daha en az yüz yıl Atatürk referansına ihtiyacımız var. Onu sarsmamak lazım. Cumhuriyet, Atatürk'e çok şey borçludur. Ama Vahdettin'e değil. Ayrıca ona hain denmesi utanılacak bir şey değil" şeklinde görüş bildiriyor. Gazetelerde yayınlanan bu satırları okuduğumda şaşırdım. Çünkü ben de Bülent Ecevit'in dediği gibi "Vahdettin hain değil" demekle cumhuriyet değerleriyle yetişmiş bir öğretmen olarak cumhuriyetin zarar göreceğine, Atatürk'e olan inanç ve bağlılığın sarsılacağına inanmıyorum. Önemli olan, gerçeklerin gün yüzüne çıkmasıdır. *** Anladığım kadarıyla Vahdettin, çok zor ülke şartları içinde tam olarak iradesini kullanamayan, ama asla hain olmayan bir insan. Ben, bu kanaatteyim. Bu kanaatim, birkaç yıl önce, tarih bilgisine, kültür birikimine, araştırmacılığına ve dürüstlüğüne inandığım Murat Bardakçı'nın Vahdettin'i belgelerle anlatan "Şahbaba" isimli eserini okuduktan sonra daha da perçinlendi. Bardakçı'nın pazar günkü yazısında Vahdettin'in kendi ağzından yaptığı (Şahbaba'da yer alan) savunmasının vicdanları sarsacak kadar samimi olduğuna inanıyorum. Bu savunma çerçevesinde Vahdettin, ülkeden ayrıldıktan (hicret adını verdiği bu ayrılışın sebebini izah ediyor) sonra büyük sıkıntı ve zaruret içindeyken şunları söylüyor: "Talih ve kader bizi vatanımızdan ayırdı ve nihayet gurbetlere attı. Allah'ın takdiri ve kısmetimiz böyleymiş... Gerçi malum sebepler yüzünden dinime, vatanıma ve milletime arzu ettiğim kadar hizmete vakit ve imkan bulamadım ise de asla ihanet etmedim." *** Mademki bilgi çağındayız. Bilgilenmekten, edindiğimiz yeni bilgiler çerçevesinde tartışmaktan korkmayalım. Bırakın, her şey inceden inceye araştırılsın, yeni bilgiler ortaya çıksın, tartışılsın... Gerçeklerle yaşamak, cehaletin kör karanlığında saplantılarla yaşamaktan daha iyi ve sağlıklıdır.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.