Geçen yıl, eylül ayında "sanat festivali"ne katılmak için gittiğim Side'de bir açıkhava müzesi oluşturan tarihi eserler arasında dolaşırken bizden gelecek nesillere ne kalacak, diye düşündüm. Plazalar mı? Bir beton yığını olmaktan öteye geçemeyen devasa alışveriş merkezleri mi? Çelik köprüler mi? Sahi, ne kalacak yaşamışlığımızın ve kültürümüzün belgesi olan? Yoksa hiçbir iz bırakmadan tarihî akış içinde kaybolup gidecek miyiz? Şimdilerde yaşadığımız zamanın belgesi olacak, kültür ve üslubumuzu yansıtacak eserler üretemediğimiz gibi bize intikal etmiş olan eserleri de koruyamıyoruz. Tarih ve kültür mirasına sahip çıkmak ve korumak konusunda bilinç ve sorumluluk taşımıyoruz. Her gün basında müzelerden çalınan ve kaçırılan tarihî eserler konusunda yüreklerimizi burkan haberler yayınlanıyor. Türkiye içten ve dıştan yağmalanıyor. Buna karşılık ne yapabiliyoruz? Sadece vah vah deyip geçiştiriyoruz. Şimdiye kadar tarihî eserlerin envanterinin çıkarılmış olmaması geçmiş yöneticilerin boyunlarına büyük bir vebal yüklemiyor mu? Bu kadar sorumsuzluk karşısında yapan yaptığıyla, çalan çaldığıyla mı kalacak? Tarih ve kültür mirasında yapılan kıyımlar bir bakıma kendi kendimizi tüketmek anlamına gelmiyor mu? *** Tarihi Kentler Birliği'nin toplantı ve gezilerine katıldıktan sonra, restarosyonu yapılmış tarihî binaları korumanın en iyi yolunun onları kullanıma sokmak olduğunu anladım. Ancak, bu kullanımın sorumlu ve bilinçli kurumlarca yapılması gerekiyor. Gündemde bu konu ile bağlantılı bir örnek var. Orman Mühendisleri Odası, nisan ayında yaptığı olağan genel kurulu toplantısında, Orman Genel Müdürlüğünün mülkiyetinde bulunan, Cumhuriyet mimarisi özelliklerini taşıyan, andezit taşından yapılan, ormancıların "Atatürk Bulvarı, No: 53 Bakanlıklar" adresindeki binasının "Ormancılık Tarihi Müzesi ve Ormancılık Simülasyon Merkezi" haline dönüştürülmesi yönünde karar almış. Genel Kurul, bu kararın yetkili merciler katında takibi görevini de yönetim kuruluna vermiş. Yönetim kurulu, konunun incelenerek, yapılması gerekenlerin bir rapor haline getirilmesi için, Orman Yüksek Mühendisi, emekli müsteşar yadımcısı ve Oda AR-GE komisyonu başkanı Eşref Girgin'i görevlendirmiş. Sayın Girgin'in yaptığı incelemeler sonucu düzenlediği rapor, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Çevre ve Orman Bakanlığına gönderilmiş. Eşref Girgin, bunu şu sözlerle belirtiyor: "Ormancılık konusunda, dünyada ve Türkiye'deki kazanımlar ile geleceğine yönelik alınan kararların, değişik ortamlarda kamuoyuyla paylaşılması önem arz etmektedir. Bu ortamların en başında müzeler ve simülasyon merkezlerinin açılması gelmektedir. Söz konusu bina, ormancılık açısından manevi değeri olan tarihî yapı konumundadır." Kurulması düşünülen müzede kütüphane, sergi salonları, maket salonları, konferans salonu, sinema ve tiyatro sahnesinin yapılması, ayrıca; ormancılık hizmetlerinde geleceğe dönük projeksiyonların, sanal ortamda simülasyon merkezinde gösterilmesi tasarlanıyor. Girgin'e göre; ekosistem anlaşının hakim olduğu günümüz ormancılığında böyle bir merkeze çok ihtiyaç var. Bu merkez kanalıyla geleceğe yönelik plan ve projeler kamuoyuyla paylaşılıp tartışarak olgunlaşacak; sonuçta bu konularda bilim dünyasının, sivil toplum örgütlerinin, öğrenciler ve kurum çalışanlarının destekleri sağlanmış olacak... Böylesine önemli ve hayırlı bir projenin gerçekleşmesi için bu idealist ormancıların beklediği şey; taş binanın tahsisi için yetkililerin destek olması; bir an önce olumlu karar vermesi... Sayın Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe'nin ormancılık mesleğinin yarınları adına bir an önce bu desteği vermesini diliyor ve bekliyoruz.