Güzel bir günde Sarıyer tepelerinden Maslak'a doğru arabamla gidiyordum. Çevremdeki doğanın güzelliği içime huzur vermişti. Radyonun düğmesine bastım. Canlı bir ritmle Orhan Gencebay'ın "Batsın bu dünya" parçasının yeni düzenlemesi şu sözlerle başladı. "Adalet için, mutluluk için, barış, sevgi ve kardeşlik için batsın bu dünya!" Hoppala!.. İfadedeki çelişkiye şaşırıp kaldım. Gencebay sızlandıkça benim de keyfim kaçtı. Olumlu bir yaşam biçimi sağlamak için dünyanın batması mı yoksa kurtarılmasını mı temenni etmek gerekir? Ozon delinmesi, denizlerin ve çevrenin kirletilmesi, orman kıyımlarıyla ihtiyar gezegenimiz insanların hoyratlığı yüzünden zaten dengesini kaybetmiş, ha battı ha batacak duruma gelmiş. Hal böyleyken bu beddua niçin? Üstelik bu, vurgulana vurgulana gençlerde bilançaltından dünyayı batırma isteği ve dürtüsü uyandırmaz mı? Arabesk müziği reddetmiyorum ama son günlerde medya tarafından hararetle desteklenmesini anlamakta güçlük çekiyorum. Geçtiğimiz günlerde bazı köşe yazarları bile övücü yazılar yazmakta yarıştılar. Sahi, Türkçe ve Türk Müziği kendi öz vatanında ihmale uğrarken buna kayıtsız kalıp arabeske bu olağanüstü destek niçin? Bu destek kervanına TRT'nin de katılması düşündürücü... Arabesk müzik olumsuz düşüncelerle canavarlaşmış bir zihnin oluşturduğu sağlıksız duyguları dile getiren, negatif enerji yayan bir acı beden müziği. Halk bunu istiyor diye bu sağlıksız müziği baştacı etmek yerine halkı bu müziğe muhtaç eden şartların ortadan kaldırılmasına, ezilmeyen, ferahtan, adaletten, saygı ve sevgiden nasibini alan bir toplum oluşturulması için mücadeleye katkı sağlamak daha doğru değil mi? Daha iyiye, daha kaliteliye, daha güzele ulaşmak için artık zihniyetlerin ve zevklerin de yenilenmesi gerekiyor? Orhan Gencebay şimdiye kadar magazine malzeme olmamış, kişiliğine saygı duyduğum bir arabesk şarkıcısı. Şimdilerde bakıyorum hangi kanalı açsam karşımda reklamların tutsağı olmuş gibi. İlhan Şeşen'in yaşlılık çağında kazandığı şöhret akranlarını da mı gayrete getirdi ne? Konu arabeskten açılmışken size bir gazetede okuduğum haberi aktarmak istiyorum. Ankara'daki okul servislerinde Müslüm Gürses şarkılarının çalınması Ankara Milli Eğitim Müdürlüğünce öğrencilerin yaşama sevincini yitirmesine sebep olduğu gerekçesiyle yasaklanmış (yasak kelimesi bizde alerji oluşturduğu için bunun yerine uygun görülmemiş diyelim.) Şimdi salim bir kafayla düşünelim bakalım; bir yandan ağır ders yükü, öte yandan ergenlik döneminin duygual sorunları içinde bunalan bir öğrenci Gencebay'ın "Batsın Bu Dünya" şarkısını nasıl algılar? Bence zaten yerine oturmayan, yapıştırma mahiyetinde olan "mutluluk için, adalet için, barış, kardeşlik, sevgi için" kelimeleri rüzgarda savrulur gider; yorgun hafızaya, karamsar duygularla dolup taşan yüreğe sadece "Batsın Bu Dünya!" sözleri nakşolur. Yanılıyor muyum?