Bir 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı daha geçti. Devlet bir gün için de olsa gençleri hatırladı. Televizyonlarda gençlik programları yapıldı. Çeşitli mekanlarda gençlik üzerine açık oturumlar düzenlendi, sorunlar tartışıldı. Hele hele İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerin stadyumlarında mükemmel biçimde tertiplenen gösteriler hepimizin göğsünü kabarttı, kendi kendimize: "Ne güzel, çakı gibi gençliğimiz var!" dedirtti. Ama hepsi o kadar! Ertesi gün her şey normale döndü. Yani gençlik unutuldu. Yaşlı bürokratlar koltuklarına daha bir yerleşti. Yöneticiler günü kurtarma çabalarına döndüler. Peki, gençlerin durumu? Kimi üniversite harçlarını ödemede ve sağlıklı beslenmede zorlanıyor. Kimi işsizlik çilesi çekiyor. Kimi fikir bunalımları içinde kavga ve şiddet ortamına sürükleniyor. Kimi uyuşturucu ve safahat batağına saplanıyor. Kimi sahipsizlikten sokakların kurbanı oluyor. Kimi fırsat eşitsizliği, sosyo-ekonomik şartlar yüzünden ideallerine ulaşamamanın sıkıntıları içinde telef olup gidiyor. Kimi (ki bunlar çoğunluğu oluşturuyor) ülkeden kaçma çareleri arayıp duruyor vs... Gençliğin hali pür melali böyle... Yani, gençler sahipsiz! Gelmiş geçmiş iktidarların şimdiye kadar ne yazık ki bir gençlik projeleri olmadı. Şimdiki iktidarın da öyle. Bu, koca bir ülke yarınları için plan ve program yapılmıyor demek. Neticede diyeceğim; çoğunluğu gençlerden oluşan ülkede genç olmak başlıbaşına bir sorun... Gençliğin, yarınların güvencesi olduğunu söyleyen Başbakan Tayyip Erdoğan bile gençlik için sadece spor politikası oluşturulacağından bahsederek işi geçiştiriyor. Oysa, büyük büyük söylemlerle iktidara gelenlerden insan neler bekliyor? Gençliğin bütün sorunlarını çözmeğe; yarınlar için muhteşem bir gençlik projesi hazırlamağa yönelik bir Gençlik Bakanlığı veya gençlerin ufkunu açacak bir Bilim ve Teknik Bakanlığı gibi şeyler... Unutmamalıyız ki; Cumhuriyetimizin kurucusu büyük Atatürk, Gençliğe Hitabesinde açık seçik gençliği görevlendiriyor. Nedir bu görev? Tük İstiklalini, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmek... Bizim yapmamız gereken, böylesine büyük ve anlamlı görev üstlenen gençliği en iyi biçimde yetiştirmek için her türlü imkanı seferber etmektir. Günümüzde dayatılan yeni dünya düzeninde varlığımızı (ağırlığımızı koyarak) sürdürebilmemiz için gençliğe büyük bir sorumluluk düşmektedir. Irak savaşı bize bulunduğumuz bölgede güven içinde olmadığımızı göstermiştir. Güven içinde yaşamak için Milli Mücadele ruhunu diri tutmamız gerekmektedir. Bence 19 Mayıslar, bu ruhla yetişmiş fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür, mutlu ve kıvançlı gençlerin başarılarının bayramını yalnız resmi törenlerle değil, millet içinde milletle beraber kutlandığı, gençlerin bu ülkede yaşamaktan mutluluk duyduklarını dile getirdiği günler olmalıdır... Öyle değil mi?