Burası Türkiye...

A -
A +

Bazı çelişkili durumları, akıl almaz olayları, düzensizlikleri, çarpıklıkları anlatırken temelde alaylı bir mazur görüşle, umutsuzluk içeren bir tavırla sözü: "Burası Türkiye..." diye bağlamak moda oldu. Hani hiç hoşuma gitmiyor ama, zaman zaman ben de söylemeden edemiyorum. Belki siz de sık sık söylüyorsunuz. Çünkü, izahı kolay kolay yapılamayan o kadar şaşırtıcı olay cereyan ediyor ki... Söz gelimi şu Fazilet Partisi'nin kapatılma olayını alalım. Güçlü bir Türkiye'nin oluşması ve girdiğimiz AB sürecinde üstümüze düşenleri yapabilmemiz için demokratik reformları hayata geçirme mücadelesi verirken bir de baktık ki Anayasa Mahkemesi Fazilet Partisini "laikliğe karşı eylemlerin odağı" olduğu gerekçesiyle kapatma kararı verdi. Hem de Meclis'te parti kapatmayı yasaklayan tasarı gündeme gelirken... Hem de ülkeyi ekonomik kriz perişan ederken... Bunlar, şaşırtıcı çelişkiler değil mi? Tercihleri hiçe sayılan beş milyon seçmenin kırgınlığı sosyal yapıda yeni yaralar açmaz mı? Özürsüz demokrasiye inananlar için bu olay, demokrasinin ruhuna ters. Üstelik bizi Avrupa nazarında çok güç durumlarda bırakacak. Hem istikrar diyeceksin, hem istikrarsızlığa sebebiyet vereceksin... Hem yeni ufuklara yelken açacaksın, hem korkularla yaşayacaksın... Olur mu? Oluyor işte!.. Çünkü burası Türkiye... Bir başka olaya geçelim. Bazıları istese de istemese de Türkiye küreselleşme sürecine girmiş durumda. Bunda artık tercih şansımızın olmadığı apaçık. Türk insanı, geleceğini böylesine ilgilendiren bir konuda yeterince bilgilendirilip geleceğe hazırlandırılmıyor. Türkiye tercihini pazar ekonomisinden yana yaptığı halde kimi çevreler (bunların içinde su başlarında olan siyasiler var) pazar ekonomisini içlerine sindiremiyorlar. Türkiye'nin dünya ile bütünleşmesi yerine kendi içine kapanmasını tercih ediyorlar. Söz gelimi Derviş'i destekler görünüp köstek olmağa çalışıyorlar. Yani, oldukları gibi görünmüyorlar. Gazetelerin yazdığına göre; İngiltere'de Kraliyet Ailesinin tercihi olan Bentley marka süper otomobiller gelir gelmez alıcı bulmuş. Ama bu müşteriler kriz ortamında dikkat çekmemek için alış işlemlerini geciktiriyorlarmış! Öte yandan, geçim sıkıntısıyla boğuşan memurlar, işçiler seslerini Ankara'ya duyurmak için hemen hemen her gün sokaklarda eylem yapıyorlar. İş, aş ve ev sorunu yığınları perişan ediyor. Üç gün açlık çeken bir buçuk yaşında bir çocuk trafik kazasında ölüyor... Kalp krizi geçiren 35 yıllık bir öğretmen hastane kapılarından yer yok gerekçesiyle döndürülüyor. Şimdi ne diyeceğinizi biliyorum. Burası Türkiye! Ama yine de biz umudumuzu hiç kaybetmiyoruz. Yok öyle!

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.