O, zenci kökenli bir kadın. Tekrarlayalım; hem zenci kökenli, hem kadın. Ayrıca, akademisyen. Bugün erkek profilli bir dünyada en güçlü bir devletin; ABD'nin Dışişleri Bakanı... Peşinen şunu da belirteyim ki, ben zencileri severim. Bu sevgi İslam inancının temelini oluşturan cins, ırk farkı gözetmeyen, yaratılmışları Yaradan'dan ötürü sevmemizi öğütleyen bütüncül bir sevgidir. Tarihi serüvenlerinde mağduriyetler yaşadıkları için de ayrıca onlara karşı şefkat duyarım. Rice için ABD'deki şahinlerin en serti, en acımasızı dediler. Üzerine çevrilmiş dikkatimi büsbütün yoğunlaştırdılar. Bazılarının ellerine fırsat geçtiğinde gerçekten erkeklerden daha katı ve acımasız olabileceğini bildiğim halde, yaşanılmaz hale gelen dünyamızda kadın yöneticilerin artmasını (belki sihirli bir denge sağlarlar da biraz umut rüzgarı estirirler düşüncesiyle) istiyor ve destekliyorum. Kimbilir belki bilinçaltımdan (bazılarının pek hafife aldıkları, hatta reddettikleri) kadın duyarlılığına umut bağlıyorum... Bildiğiniz gibi Condoleezza Rice, ABD Dışişleri Bakanlığı koltuğuna oturduktan sonra, Türkiye'yi de içine almak suretiyle 11 ülkeyi ziyaret etti. Türkiye'yi ziyaretinin sebebi; Türk halkının Irak'ın işgaliyle başlayan, en son Kerkük olayıyla tırmanan ABD aleyhtarlığını önlemekti. O, Orta Doğu'da savaş rüzgarları estiren Başkan Bush'un bakanıydı. Tabii ki onun uyguladığı savaş yanlısı politikanın temsilcisiydi. Belli ki beklentilerimiz karşısında zevahiri kurtarmak için yuvarlak laflar söyleyip bizi yatıştırarak geçip gidecekti. Büyük bir ilgi (biraz da şahin bir kadının nasıl bir şey olduğu merakıyla) Rice'ın röportaj verdiği TV kanallarına kilitlendim. Bütün dikkatimi Rice'da yoğunlaştırdım. Zarif, çıtı pıtı, konuşmalarında dikkatli, gülümseyişlerinde ölçülü bir bayan. Ciddiliğinde somurtkan, gülümsediğinde şirin... Bakışları (kadın bakışları olarak) sert ama insanda ne şahin, ne atmaca ne de kuzgun türünden bir yırtıcı kuş etkisi uyandırmıyor. Ekrandaki portrede güç ve azimle birlikte derinlerde gizlenmiş bir hüzünle harmanlanmış bir ifade yansıyor. Otoriter ama ezici değil. Kesin konuşuyor ama köprüleri atmıyor. Ankara'ya verdiği mesajlar politika yazarlarınca çeşitli şekillerde yorumlanıyor. Bu yorumlar usturuplu bir şekilde bize gözdağı verdiği paydasında birleşiyor. Ama ben, (kadın duyarlılığımı da olabildiğince kullanıp) sade vatandaş olarak dünyanın bu en güçlü kadınından algıladığım mesajı buraya aktarıyorum. İstediklerinizi elde etmeniz için güçlü olmanız gerekiyor. Güç ise sorumluluklarınızın idraki içinde önyargılardan kurtulup çok çalışarak, fırsatları akılcı politikalarla değerlendirerek, çıkarlarınızı hassas dengeler içinde ustalıkla kollayarak; kendinize güvenle riskleri göze alarak, sabır ve azimle hedefe kilitlenerek elde edilir. Her şeyden önce kendinize inanmalısınız. Sizden başka kimse sizi, sizin kadar düşünemez. Ülkeler arasında dostluk, barış ve uzlaşma karşılıklı çıkarları kollama temeline dayanır.