Demokrasinin neresi

A -
A +

Bu ülkede, ötekileştirme huyundan bir türlü vazgeçemeyen; sadece benim diyen; sevgi, saygı, vicdan ve merhamet temelinde birleşemeyen herkesin, kendi egosuna göre bir demokrasi anlayışı var. Bu yüzden bütün korkular, tartışmalar, çekişmeler ve anlaşmazlıklar demokrasi üzerine. Amiyane tabirle demokrasi başyemek değil, keyfe göre kullanılan bir sos sanki... Bir bakıyorsunuz korkulardan kurtulmak için demokratik olmayı savunanlar, kendi korkuları yüzünden demokrasiye ters düşüyorlar. Ben şahsen ülkemizde kolu, kanadı kırılmış; tüyleri yolunmuş; kan, revan içinde özgür bir kuş gibi gördüğüm demokrasiyi, içten ve dıştan kendini iyi eğitmiş, üst bilince sahip olmuş insanların rejimi olarak görüyorum. İslamiyet nasıl demokrasi ile bağdaşır diye tasalananlara şaşkınlıkla bakıyorum... İslamiyet çerçevesi içinde benim tanıdığım Allah, insanları kendi yollarını seçme konusunda tercihi kendilerine bırakarak (bu arada seçim sonuçlarını da bildirerek) demokrasinin gerçek örneğini insanlara veriyor. Şimdilerde gazete köşelerinde süren gerginliklerin ve polemiklerin temelinde demokrasinin bir türlü gerçek anlamda anlaşılmayışı yatıyor. Herkese göre değişen bir demokrasi çorba demokrasisidir. Neticede kırgınlıklar, çatışmalar, ötekileştirmeler oluşturur; bu sebeple her ne kadar medeni bir görünüm altında tartışmaya kalksanız, sonunda kırgınlıklara, betonlaşmalara, yol ayrımlarına ve küsmelere varırsınız. Nitekim, olan da odur. Aynı gazetelerdeki köşe yazarlarının her biri demokrasi girdabında klikleşmiş, birbirine zıt düşmüş durumdalar. Zaman Gazetesinde Perihan Mağden'le yapılan röportajı okurken bunları düşündüm. Mağden, sivri dili, hırçın üslubuyla çoklarına aykırı gibi görünür ama gerçek düşünce özgürlüğünün olmadığı ortamda aykırı düşüncelerini harbi bir tavırla söylemekten çekinmez. İşin enteresan yanı, geçmiş yıllarda Beşiktaş'ta aynı apartmanda oturduğumuz halde, kendisiyle tanışmamış olmam. Perihan Mağden, yine aynı röportajda "Ancak benim gibi demokrat yazarlarla arkadaş olurum" diyerek sözlerine şöyle bir açıklık getiriyor: "Hasan Cemal gibi, benim gibi yazılar yazıyorsanız, çok kısıtlı sayıda insanla görüşüyorsunuz. Biz, seçkinci, tatlı çocuklar kulübünün üyeleriyiz. Evet, show business... Güçlü yazmadıklarından dolayı haklarında dava açılmıyor. Benim bu kadar mahkemelenmem de artık bana normal gelmiyor. Damgalı eşek gibi sürekli mahkemeleniyorum. Bu yüzden bir sürü arkadaşımı kaybettim, yazı dalaşmalarına girdim." Demokrasinin neresinde durursanız durun, uzlaşma, birbirini farklılıklarıyla kabullenme şöyle dursun, küsüyorsunuz, ayrılıyorsunuz. Üzücü ve düşündürücü...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.