Denktaş, Taksim Toplantısı'nda

A -
A +

Geçtiğimiz Salı akşamı The Marmara'da yapılan Taksim Toplantısı'nın konuşmacı konuğu KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'tı. Aynı akşam tiyatroya davetiyem vardı, onu iptal edip toplantıya katıldım. Bu yiğit mücahidin çok sarih ve samimi bir dille anlattıklarını dinlerken zaman zaman ses tonundan, kullandığı kelimelerden onun biraz kırgın ve sıkıntılı olduğunu farkettim. Bilindiği gibi şimdilerde Batı, Kıbrıs sorununun çözümünde Denktaş'ı en büyük engel olarak görüyor. Denktaş'ı asıl üzen, kendi içimizde de aynı görüşü paylaşan "verelim de kurtulalım"cıların, "Ne olursa olsun, yeter ki AB'ye girelim"cilerin çatlak sesleri... Gücümüzü ve kararlılığımızı kıramayanların bizi içten vurmaları, Türkiye halkı ile Kıbrıs Türk halkının manevi bağlarını koparmaya çalışmaları Akdeniz'in bu idealist ve gözüpek dava adamının en büyük endişesi... Türkiye'ye bağlılığını "Beni dünya tanısa, Türkiye tanımasa...kıymeti yok!" sözleriyle ifade eden ve dinleyiciler tarafından büyük alkış alan Denktaş, Yunanlıların senaryosunun "Kıbrıs'ta AB'yi Türkiye ile karşı karşıya getirmek; bu yolla Kıbrıs'a sahip çıkarak Türkiye'nin haklarını elinden almak, Anadolu'nun bağrına Yunan hançerini saplamak, Türkiye'yi açık denizler ülkesi olmaktan çıkarmak "olduğunu iddia ederek "Türkiye sağlam durursa, kararlılık gösterirse batı ister istemez yeni formüller arayacaktır" görüşünü savunuyor. İşi oldu bittiye getirmek isteyen malum çevrelerce müzarekerelere yanaşmamakla ve anlaşma taraflısı olmamakla, barışı engellemekle suçlanan Denktaş'ın cevabı kararlı ve yürekli bir devlet adamına yakışır nitelikte: "Devlet kurmuş insanlar, devleti yok sayan anlaşmalara yanaşmazlar. Bir insan topluluğunun ulaşabileceği en yüksek mertebe devlettir. Devleti yaşatmak, kurmak kadar zordur. Devletiniz yoksa barış nasıl olacak?" Kıbrıs'ın bağımsızlığı ve egemenliği yolunda en büyük güvence Denktaş'ın kendisi aslında. Bu uğurda yıllarca verdiği kararlı mücadele her türlü övgüye değer. Ya Denktaş'tan sonrası? Böyle bir endişeyi içeren soruya soğukkanlılıkla cevap veriyor KKTC Cumhurbaşkanı: "Merak etmeyin, benden sonra da bu davayı inançla ve azimle yürütecek ekibimiz var" Görülüyor ki esas mesele, Anavatan olarak; garantör devlet olarak Türkiye'nin güçlü olması ve dirayet göstermesi... Ama gelin görün ki Türkiye içte ve dışta çeşitli oyunlar, zorluklar ve hain emellerle karşı karşıya... Belki cumhuriyet tarihinin en zorlu dönemlerinden birini yaşıyor. Hain emeller taşıyanlar, Kıbrıs ve Anavatan Türklerinin birlik ve dayanışmasını çökertmek için sinsi faaliyetlerini sürdürmekteler. Biz de iç çekişmeleri, tepede kriz oluşturmaları bir bırakabilsek... Boşa sarfolan enerjiyi hain oyunları bozmakta kullanabilsek...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.