Gelibolu'da yabacı anıt ve mezarlıkların 1926 yılında tamamlanıp açılmasına karşılık, Çanakkale'de destan yazan aziz şehitlerimizin hatırası için Şehitler Abidesi'nin inşasına ancak 1954 yılında başlanmış. Elli yıllık affedilmez bir ihmalden sonra, Başbakanlık, TSK, Çevre ve Orman Bakanlığının ortak çalışmaları sonucunda yarım kalan proje (çevre düzenlemeleriyle birlikte) tamamlanıp Çanakkale Savaşı'nın 90. yıldönümünde, 18 Mart 2005 Cuma günü, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın da katıldığı görkemli bir törenle ziyarete açıldı. Ben de oradaydım. Ülkenin her tarafından otobüslerle akın akın gelen ziyaretçiler arasında ellerinde bayraklarla, marşlar söyleyerek yürüyen gençleri görmek beni çok duygulandırdı. Çoğunluğu Ankara Üniversitesi'ndenmiş. Birkaçıyla konuşma fırsatı buldum. Bilinçli, bilgili; yürekleri memleket sevgisiyle dolu gençlerdi; tarihten aldıkları güçle geleceğe umut ve inançla bakıyorlardı. Tarihten ders almak için Gelibolu'nun en anlamlı ve önemli bir yer olduğunu kavramışlardı. Sevindim. Nasıl sevinmeyeyim? O güne kadar gençlerimizin pespaye popstar yarışmalarında nasıl küçük düşürüldüğüne şahit olmuş, zaman zaman popüler gazetelerde yayınlanan röportajlarda çoğunun memleketten kaçma arzusu içinde olduklarını okumuş, nemelazımcı bir tutum içinde memleket ve dünya meselelerine karşı ilgisiz olduklarını düşünmüştüm. Çanakkale Savaşının 90. yıldönümü dolayısıyla yayınladığı mesajda Çanakkale Zaferinin Türk ve dünya tarihi için bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök de aynı düşünce ve endişe içinde, modern çağın etkisiyle tarihî süreç içinde yaşananları ve ülkeyi gelecekte bekleyen tehlikeleri gençlere anlatmakta ve algılatmakta zorlandıklarını belirtiyordu. Şimdiye kadar süregelen hababam eğitimiyle tarih, gençlerimize layıkıyle öğretilemedi. Tarihin; varoluş ve bağımsızlık mücadelemizin en canlı ve duyarlı bir şekilde anlatılacağı yer Gelibolu. Bütün gençlerimizi mutlaka buraya getirmemiz gerekiyor. Burada tarih sahnesine çıkan büyük önder Atatürk'ü, Türk milletine Kurtuluş Savaşını kazandıran kuvayı millliye ruhunu anlamak, Cumhuriyet değerlerine tam bir sorumlulukla sahip çıkmak Gelibolu'dan alınacak dersle mümkün. Çanakkale geçilmez... Tören sırasında yeri göğü inleten bu söz, tarihimize ve belleğimize yazılmış bir hüküm cümlesi. Ama artık bunun için sadece göğsümüzü siper etmek yetmiyor. Günümüz dünyasında emperyalist güçler, artık topları ve tüfekleriyle değil kültürleri, modaları, sermayeleri ve medyalarıyla geliyorlar. Buna karşı koymak, varlığımızı ve bağımsızlığımızı sürdürmek için ilim, irfan, bilgi ve öz değerlerimizle donanmamız gerekiyor. Muhtaç olduğumuz kudret, yalnız damarlarımızda ve yüreğimizde değil beynimizde...