Milliyet Gazetesinde Ece Temelkuran, gittikçe ahlaken çöken, lumpenleşmiş bir ülke olduğumuzdan şikayetle, toplumda bir "erdem eylemi"ne ihtiyacımız olduğunu vurgulayarak herkesi bu erdem eyleminin bir parçası olmağa, bizleri: "Yeni Türkiye insanı"nın profilini çizmeğe davet ediyor. Aklın yolu birdir derler ya, aynı ihtiyaç dolayısıyla sevgili okuyucularım benim de bu sütunlarda toplumsal bir silkinişin, moralman yeniden dirilişin ülkenin kabuk değiştirmesi açısından gerekliliğini her vesile ile dile getirdiğimin, bu konuda bireysel sorumluluklarımızın altını çizip durduğumun farkındadırlar sanıyorum... Kontrolsüz ve ahlaki boyutlardan yoksun bir serbest piyasa ekonomisi, namı diğer vahşi kapitalizm, "altta kalanın canı çıksın" anlayışıyla bu toplumu karanlık bir çıkmaza sürükledi. İnsanı insan yapan bütün ahlaki ve kültürel değerleri savurarak kör bir madde hırsına kapılan insanımız şişirilmiş egosunun ağırlığıyla gittikçe dibe çökmekte... Kendimizi tanıyamaz bir halde bir boğulmanın eşiğindeyiz. Bir derin soluk gerekli, evet! Siz buna ister "onur eylemi", ister "erdem eylemi" deyin! Ben, diriliş diyorum! Bu toplum, kuvay-i milliye ruhuyla tekrar dirilip ayağa kalkmak zorunda! Atatürk, Gençliğe Hitabesinde, gençliğe olan inancından dolayı: "Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kandadır." diyordu. Biz de cumhuriyet nesli olarak aynı inanç doğrultusunda moralsizlikten kıvranan insanlarımıza "Muhtaç olduğunuz kudret özünüzdedir." diyebiliriz. O öz ki, ideal insan profilini asırlar öncesinden sevgi potasında şekillendirmesini bilmiştir. Ne vardır bu ideal insan profilinde? Evreni ve tüm insanlığı kucaklayan sevgi dolu bir gönül. Alçakgönüllülük. Kanaat, gözü tokluk. Özveri. Hoşgörü, merhamet. Kendisiyle barışıklık; kendisine ve karşısındakine saygı. Dürüstlük. Adalet. Yardımlaşma duygusu. İşini en iyi biçimde yapma tutkusu, çalışkanlık. Çevre duyarlılığı. Bu değerleri savrulduğu yerlerden toplayıp bünyemize mal edebilirsek "Diriliş"i gerçekleştirebiliriz.