Vaktimi daha çok okumaya ayırdığım için, TV kanallarında takip etmeye çalıştığım pek az program var. TRT 2 kanalında perşembe akşamları yayınlanan "Düşünce İklimi" bunların başında geliyor. Prof. Dr. Kenan Gürsoy'un yönetiminde, uzman kişilerle yapılan yüksek boyutlu sohbetler çok önemli ve hayati konuları işliyor. Televizyonun doğru kullanımının seçkin örneklerinden birini oluşturuyor. Geçtiğimiz perşembe akşamı yapılan sohbetin konusu "Dostluk"tu. Kenan Gürsoy ile birlikte iki felsefe profesörünün; Ahmet İnan ve Cengiz Güleç'in felsefe boyutlardan aşkın boyutlara uzanan dostluk tanımları, dostluk üzerine dinlediğim sohbetlerin en özlü ve doyurucusuydu. Aklımda kalanları siz değerli okuyucularıma aktarmak istiyorum. Dostluk kurabilmek için ilkin insan gibi insan olmak, içimizdeki derinliklerle temas kurmak; sevgi ve erdem gerekiyor. Kültürel derinliklerimizdeki dostluk üzerine inanılmaz ipuçlarını kullanarak bilgi, çaba ve derin anlayışla; ötekileştirme, karşımızdakini düşman görme hastalığımızı, yalnızlık duygumuzu alt ederek; böylelikle bir dost iklimi kurmamız pekâlâ mümkün. Olmazsa olmaz şartları; sevgi ve duygudaşlık olan dostluk, yüreğini karşısındakine açabilme meselesidir ki bu, insani olgunluğa erişmiş kişide kendiliğinden oluşur. Gerçek dostluk; pervasız olmayı, sitem ve kinayeyi gerektirmez; menfaat ilişkileri üzerine kurulmaz. Dostlukta affedici olmak, sorumluluk taşımak, karşılıklı saygı, kendini ötekine doğru fark etme esastır. "Bu devirde dost nerde?" diye umutsuzlukla kendinizi yalnızlığa mahkûm etmişseniz, insan olma özelliğinizden uzaklaşıyorsunuz demektir. Anlamlı hayat, dostluk ilişkileri üzerine kurulan hayattır. Dost, dosta ayna tutandır. İnsan, kendi ruhuyla ancak dost vasıtasıyla temasa geçebilir; kendi olma yolunda ilerleme sağlayabilir. İnsan, insana dost değilse; Allah'a da dost olamaz. İnsanları ve tüm varlığı severek kurduğunuz ilişki, bizi aşkınlığa, Allah'a götürür. Canlı varlığa karşı sevgi duymayan nasıl Allah aşkına ulaşabilir? Dost, kapısında umut ve güvenle beklenilendir. Her an o kapıyı açıp girebileceğin halde fütursuzca dalmayı seçmemek, sakınmak dostluk edebi gereğidir. Bir krizin nasıl ele alındığı, dostluğun göstergesidir. Böyle bir kriz çok yoğun duyguları ve taşkınlıkları da beraberinde getirebilir. Ama esas olan; anlamaya ve kendini aktarmaya yönelik olgunluk ve hassasiyettir. Günümüz hastalığı yalnızlık'dan; bir başka ifadeyle manevi fakirlikten kurtulmamız için çeşitli korkularla kapalı tuttuğumuz yüreğimizi dostluklara açmamız gerekiyor. Bir Kitap GÜL EFENDİM Ahmet Yüter'in Kutup Yıldızı Yayınları arasında çıkan bu kitabı Kutlu Doğum Haftası dolayısıyla Peygamber Efendimizle ilgili düşünce ve şiirler içeriyor. Zevkle okuyacaksınız.