Düşünce ufuklarında gezinmek

A -
A +

Sevgili okuyucularım, sabah sabah hep birlikte düşünce ufuklarında gezinip fikir jimnastiği yapmağa ne dersiniz? 21. Yüzyılın yeni dünya düzeninde gündeme getirilen; üzerinde ısrarla durulan ana mesele kimlikler ve demokrasi yelpazesi altında farklı olanların bir arada yaşamaları... Bunu kimler, neden dünyaya dayatmağa çalışıyorlar? Bu soruya büyük bir iyi niyet ve safiyetle, dünya siyasetine yön veren güçler, öteki'nin dışlanmasını önlemek; gerçek demokrasiyi ve dünya barışını sağlamak istiyorlar diye insana ilk anda gayet makul gelen bir cevap verebilirsiniz. Bu, esasında sizin yüreğinizin samimi isteği ve temennisidir. Ancak, siyasi rotayı ellerinde tutan aynı güçlerin gayrimeşru olarak Irak'ı işgal etmeleri, sözüm ona medeniyetler çatışması görüntüsü altında başta Müslümanlar olmak üzere ötekilere yaptıkları zulümler, kıyımlar ve işkenceler, Orta Doğu ve Kafkaslar üzerinde yapılan derin hesaplar, ne yazık ki sizin samimi cevabınız ve isteğinizle bağdaşmıyor, çatışıyor. Bunu üçüncü göz olarak her şeye tepeden bakıp gözlemlediğinizde, birbiri ardınca patlak veren olaylar arasında bağ kurduğunuzda daha iyi anlayabilirsiniz. O zaman, "kimler ve neden" ile ilgili soru üzerinde tekrar ve derinliğine düşünmemiz gerekiyor. Bu durumda da, teslimiyetçi batı yanlılarının paranoya veya vehim olarak nitelendirdiği bir cevap ortaya çıkıyor: "Böl ve hükmet!" Gazi Üniversitesi tarafından düzenlenen uluslararası "Türk-Ermeni İlişkilerinin Gelişimi ve 1915 Olayları" sempozyumunda konuşan; İsviçre'de kabul edilen sözde Ermeni soykırımı tasarısı konusunda ülkesi adına özür dileyen İsviçreli parlamanter Albert Houriet'in: "Avrupa, sizi parçalamak istiyor" itirafı bu cevapla bire bir örtüşüyor. Türkiye'de insanların çeşitli kamplara ayrıldığını; sürekli olarak kendi aralarında tartışıp durduğunu söyleyen Houriet'in Türkiye-AB ilişkileri konusunda şu sözleri de gerçekleri görmeyenler; daha doğrusu görmek istemeyenler için çok düşündürücü ve ibret verici: "Ben, aslında Avrupa'dan çekiniyorum. Bugün Ermeni soykırımını kabul ederseniz, yarın Avrupa kimbilir daha neler ister. Soykırımı kabul etmeniz durumunda yarın size Kürt soykırımını tanıyın diyeceklerdir. Avrupa'nın kabul etmenizi istediği her türlü iddia Atatürk ideallerinden biraz daha uzaklaşmanıza neden olacaktır. Avrupa genç Kemalist Türkiye'den korkuyor. Avrupa sizi parçalamak istiyor. Biliyorlar ki birliğe girerseniz Türkiye Avrupa'nın en büyük ülkesi olacak." Nitekim, batı desteğiyle siyasallaşma sürecine giren PKK yandaşları ayrılık isteklerini dile getirip olaylar çıkarmıyorlar mı? Ayrılıkçılar da biliyorlar ki Atatürk'ün "Ne mutlu Türk'üm diyene" şeklinde ifade ettiği kapsayıcı Türk kimliği, etnik ve şovenist değil, kültürel kimliktir. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, bugün bu kültürel kimliğin savunuculuğunu yapıyor ama Ecevit'in "Karaoğlan" olarak siyasete damga vurduğu yıllarda telaffuz ettiği "Türkiye halkları" sözü ve yine geçmişte Deniz Baykal'ın da içinde olduğu CHP'li siyasetçilerin ideolojiye angaje olmaları bu kimliğin zafiyete uğramasında önemli ölçüde rol oynamıştır. Bugün bile ırkçı olarak damgalanırım korkusuyla birçokları göğsünü gere gere hâlâ "Türk'üm"demekten çekinmektedir. Her şeyden önce "insan olmak" amacı gözardı edilip ille bir sorun aranacaksa, bu, Kürt sorunu değil, Türk sorunudur. Yanlış yerlerde çözüm aramak, korkarım çözülmeyi de beraberinde getirecektir.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.