Daha önceki yazılarımdan birinde Millî Eğitim Bakanı'nın işinin zor olduğunu yazmıştım. Aslında yeryüzündeki kötü yöneticiler ve bunların yaptığı kötü işler gündemin ana konularını oluşturdukça bütün dünya ülkeleri eğitimcilerinin işi zor. Bir zamanlar ABD'nin, ülkeler arası arabulucusu ve uzlaştırmacısı (!) olarak bilinen devlet adamı Henry Kissinger, onur konuğu olarak katıldığı Las Vegas'da düzenlenen CA Word toplantısında (herhalde salondakilerin hepsinin ABD'li olduğunu sanarak) Uzakdoğuluları küçümseyen, Ortadoğu'dakileri aşağılayan, Afrikalıları yerin dibine batıran çağ dışı bir konuşma yapmış. Bu konuşma, Kissinger'ın pek bilinmeyen öteki yüzünü göstermesi açısından dikkat çekici. Öte yandan, Irak'ı nükleer silahlardan arındırma bahanesiyle savaş çıkaran, bugün Irak'ta işgalci durumunda olan ABD Başkanı Bush ile işbirlikçisi İngiltere Başbakanı Blair'in yalanları ortaya çıkmış durumda. (Aslında dünya kamuoyu biliyordu ama ne yazık ki bütün karşı duruşlar bu hayasız savaşı engelleyemedi) Neticede atalarımız her zamanki gibi haklı çıktı; yalancının mumu yatsıya kadar yandı. Yandı ama kaç can, nice yıkım pahasına... Ama yalanları ayyuka çıkanlar hâlâ iş başında. Ellerine cetvel, pergel ve gönyeyi almışlar; dünya haritası üzerinde (öncelikli olarak Ortadoğu'da) gizli emperyal emellerini gerçekleştirmek için yeni şekillendirme planı yapıyorlar. Ekonomilerini bunların IMF'sine teslim eden birileri de bunlarla işbirliği yapma sevdasındalar. Diyeceğim; entrikalar, hileler, yalanlar ve ikiyüzlülüklerle dolu bir dünyada yaşıyoruz. Göz önünde olup bitenleri hazmetmekte zorlanıyor; olayların iç yüzünü anlamakta aciz kalıyoruz. Gücü zulüm ve tahakküm için kullananların dayattığı yeni dünya düzeninin ve küreselleşme olgusunun bir aldatmaca olduğunun farkına varıp hayal kırıklıkları yaşıyoruz. Hal böyleyken, başta da söylediğim gibi kötü örnekler dünyaya hakim olurken, bir eğitimci nasıl öğrencilerine doğruluğun değişmez bir yüksek değer olarak her zaman üstün geleceğine inandıracaktır? Geri kalmış ülkeler üzerinde oynanan oyunlar birer ikişer gün yüzüne çıkarken nasıl demokrasinin faziletinden, hukukun üstünlüğünden dem vuracaktır? Bilim adına genler üzerinde sorumsuzca oynanırken nasıl insanlığın parlak ve sağlıklı geleceğinden bahsedebilecektir? Çalanın çırpanın ve yolsuzluk yapanın yanına kalırken nasıl çalışmanın erdeminden, alın terinin kutsallığından dem vuracaktır? Eğitimci, bütün bunlar için dirense, zorlansa inandırıcı olabilecek midir? Sanmıyorum. Onun için günümüzde eğitimcinin işi zor. Başarısızlığı da anlaşılmaz değil...