Pamuk Prenses'in üvey annesini bilirsiniz. Hani her sabah aynanın karşısına geçip de: "Ayna ayna... Söyle bana; en güzel kim?" sorusuyla güzelliğini test etmeğe meraklı şu çılgın kadın... Hülya Avşar'ın, bugünlerde hemen hemen her gazetede karşıma çıkan: "Ben Türkiye'nin en güzel kadınıyım" iddiası bana bu masal kahramanını hatırlattı. Yanlış anlaşılmasın, Avşar'ı hayallerimizde çirkin bir kadın olarak yer almış o cadaloz üvey anne ile karşılaştırmağa kalkmıyorum. İlgisi, anlayacağınız gibi bu ısrarlı ve anlamsız güzellik iddiası... Tabii ki Türkiye'de Hülya Avşar'dan (şöhretli veya şöhretsiz) güzel kadınlar var. Bunu kendisi de bilmez mi? Bilir elbette! Buna rağmen herkese meydan okurcasına "En güzel benim!" iddiasıyla ortaya atılmak herhalde reklam ihtiyacından, şu veya bu sebeple gündeme gelmek kaygısından olacak! "Reklamın iyisi kötüsü olmaz; reklam, reklamdır" diyenlerin bu görüşüne katılmıyorum. Reklamın pekala iyisi de oluyor kötüsü de... Kötü demeye pek dilim varmıyor ama. Avşar'ın kendi kendine yaptığı bu reklam şık değil. Kendisi (özellikle süslenip püslendiğinde) hoş ve güzel görünen kadınlardan biri... Onu, hemcinslerinden ayıran; akıllı ve işini bilir olması, fırsatları iyi değerlendirip oyunu kuralına göre oynaması... Daha sayayım mı? Cesareti, dobra dobra konuşmaları ve girişimci ruhu.... Onun gibi güzelliğini ve becerilerini "marka" haline getirmeğe çalışan başka kim var? İyi de, bütün bunlar onun en güzel benim iddiasını haklı göstermiyor. Avşar, bakınız ne diyor: "Bir gün benden güzeli çıkarsa ikinciliğe düştüğümü ilk ben söyleyeceğim. Demi Moore ve Sharon Stone'u yanyana koyun, onlara da fark atarım!" Pek gereksiz bir iş ama üçünü de hayalen yan yana koyuyorum. Moore ve Stone ağır basıyor... İyi mi? Hem efendim, güzellik herkese göre değişen göreceli bir kavram. Herkesin güzellik anlayışı başka başka olabilir. Güzellik, bazılarının algıladığı gibi şekli bir kavramsa söyleyeceğimizi zaten söyledik. Yok, eğer güzellik denildiğinde şekli güzelliğin yanında manevi hasletler de aranıyorsa bu konu sınırsız olarak uzar gider. En iyisi çok anlamlı bir örnekle sözümüze nokta koyalım. Mecnun'a, uğrunda yanıp yakıldığı Leyla'yı kastederek sormuşlar: "Bu kara kuru kızın nesini beğeniyorsun?" Mecnun da şu cevabı vermiş: "Onu siz bir de benim gözümle görün..."