Geçen yıl Altın Portakal Film Festivali sırasında tanıştığım ve mülakat yaptığım Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, bir dahaki festivali uluslararası bir festival haline getireceklerini söylemişti. Genç, çalışkan ve dinamik başkan, aradan geçen 7 aylık süre içinde tasarladığı projeyi tamamlamış. 24 Eylül-1 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek olan 42. Altın Portakal Film Festivali'nin, İstanbul'da, 14 Haziranda yapılan basın toplantısına beni davet etti. Ancak, o tarihte İstanbul'da olmadığım için toplantıya katılamadım. Konuyla özellikle ilgilendiğim için basın bildirisinin tarafıma gönderilmesini başkan Türel'den rica ettim. Sağolsun, gönderdi. Ben de bildiriden aldığım notları siz sevgili sinemasever okuyucularıma iletiyorum. Yeni bir felsefe ve organizasyon anlayışıyla uluslararası platforma taşınan bu yılki festival; TÜRSAK Vakfı, Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Antalya Kültür Sanat Vakfı (AKSAV) iş birliğiyle düzenlenecek. Festival ile aynı tarihlerde, Antalya Altın Portakal isminin altında Eurasia Film Festivali'nin birincisi yapılacak. Eurasia Uzun Metraj Film Yarışması'nın filmleri Avrupa ve Asya ülkelerinin nitelikli son dönem yapımlarını bir araya getirirken yarışma dışı gösterimler tüm dünya filmlerine açık olacak. Festivalin Avrupa ve Avrasya'ya açılımı, Avrupalı ve Asyalı film yapımcılarının, yönetmen ve oyuncularının Türk sineması ile tanışmasını sağladığı gibi ortak yapımlar için de zemin oluşturacak. Antalya'nın film stüdyoları ve doğal platoları, Avrupalı ve Asyalı yönetmenlere tanıtılarak, Türkiye'de film çekimi konusunda rehberlik yapılmış olacak. Bu yıl ödül alacak sanatçıları çok şanslı kişiler olarak görüyorum. Çünkü geniş ufuklara açık bir ortamda farklı bir ödül alacaklar. Bu ödülün farklılığı sadece portakalının altın olmasından kaynaklanmıyor. Tasarım ve imaj açısından da çok özgün. Tasarımcısı Filiz Vural'ın bu çalışmasıyla ilgili açıklamaları beni hayal dünyamda nerelere götürmedi ki... Vural, bu açıklamasında şöyle diyor: "Altın portakalı tasarlarken sinemayı anlatan bir şey olsun ama esasını film kareleri oluştursun istemedik. Araştırma sırasında Antalya Arkeoloji Müzesi'ndeki heykellere baktım. Orada MUSALAR olarak adlandırılan esin perilerinin heykelleri ilgimi çekti. Bunlar, tarih, lirik şiir, tragedya, destan, gökbilim gibi dokuz disiplini simgeleyen dokuz esin perisidir. Sinemanın da edebiyat, müzik, plastik sanatlar, dans gibi pek çok disiplini içeren bir sanat dalı olması musalar'la örtüşüyordu. Heykelciği tasarlarken dokuz periyi hayata geçirmeye karar verdik. Kendi formlarında durağan olan heykellere dans havası veren bir hareketlilik kattık." Bu açıklamalar bile festivalde her şeyin en ince ayrıntılarına kadar nasıl düşünüldüğünü gösteriyor. Başkan Menderes Türel'in azmi,TÜRSAK'ın profesyonel disiplini, AKSAV'ın kırk yıllık birikimi ve duyarlılığı birleşince başka türlüsünü düşünmek zaten mümkün değil. Türk Sineması, bunca emek ve sıkıntılardan sonra nihayet geniş ufuklara yelken açıyor diye şimdiden heyecanlanıyorum doğrusu...