Fazıl Say olayı

A -
A +

Sivas katliamının 10. yıldönümü etkinlikleri çerçevesinde ünlü piyanistimiz Fazıl Say, yitirdiğimiz 37 kültür ve sanat adamımızın anısına ithafen "Metin Altıok" oratoryosu bestelemiş. Temmuz ayında Kültür Bakanlığı Korosu eşliğinde vereceği konser programına bir de Sivas Oteli yangınını ve yanan cesetleri gösteren bir film eklemiş. Ancak, programa baştan evet diyen Kültür Bakanı Erkan Mumcu, konserin icra edileceği tarihte(son anda haberdar olduğu) film gösterimine izin vermemiş. Konser, filmsiz icra edilmiş. (Daha önceden haberim olmadığı için bu konseri izleme fırsatı bulamadım. Ama olanları ve Fazıl Say'ın bestesinin beğenildiğini basında çıkan haberlerden öğrendim.) Gördüğüm kadarıyla Say, eserinin beğenilmiş olmasıyla yetinmiyor; film gösterisine izin verilmediğine içerleyerek eserim sansüre uğradı diye üzüm üzüm üzülüyor. Milliyet Gazetesinde yayınlanan bir röportajda: "5-4 yenildim(!)" diye yakınıyor ve "Eserim AKP döneminde mutlaka sansürsüz çalınmalı!" diye inatçı bir tutum sergiliyor. Fazıl Say'ın toplum ve kültür olaylarına karşı duyarlılığını, klasik müziği halka sevdirme gayretlerini, elim bir şekilde kaybettiğimiz insanlara karşı gösterdiği vefayı, aile dostu, şair "Metin Altıok" için beste yapmasını anlıyor ve takdirle karşılıyorum ama film gösterimi konusunda bu kadar ısrarcı olmasını doğrusu anlamakta güçlük çekiyorum. Kültür-sanat ortamının insanı olarak olaya objektif nazarlarla bakıp bir değerlendirme yapmağa çalışıyorum. Bence toplu bir saygı duruşu, anlamlı bir konuşma ve ardından çok iyi icra edilen güzel bir müzik eseri duyarlı kimseler için en etkileyici (vicdanları uyarıcı) bir anma programıdır. Atalarımız boşuna: "Anlayana sivrisinek saz..." dememişler. Şimdi serinkanlı ve objektif olarak düşünmeğe çalışalım. Oratoryonun dinleyici kitlesinde uyandırdığı hüzne, yanmış ceset ve yangın görünümleri eklenseydi ne olurdu? Gayri ihtiyari şiddet mekanizması kendiliğinden işler, özeleştiriler yolunu açacak olan o insani hüzün, bir anda kine ve öfkeye dönüşürdü veya dehşet sınırlarını zorlardı. Bence Sayın Mumcu, bu filmin gösterimini önlemekte haklıdır. Bu bir sansür olayı değil, sağduyunun üstün gelmesidir. Aracı olan Şakir Eczacıbaşı da kültür adamlığının olgunluğunu göstermiştir. İnsanı insan yapan faaliyetlerden biri olan sanat, hiçbir şekilde şiddete ve öfkeye alet edilmemeli. Türk insanı şimdiye kadar ideolojiler, fanatizm ve ayrımcılıklar yüzünden çok acı çekti. Artık geçmiş acıları içimize gömerek yenilerinin oluşmaması için hep birlikte dikkatli ve gayretli olmalıyız. Onun için Fazıl Say'a, bir bakıma "sanatkâr kaprisi" diyebileceğim bu film gösterme takıntısını bir yana bırakıp popülist tavırlardan uzak durarak güzel eserler bestelemesini ve Dünya'nın dört bir tarafında bunları icra peşinde olmasını tavsiye ediyorum.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.