Bende felsefe merakı lise yıllarımda Eflatun'un Diyaloglar'ını okuduğumda başladı. Diyaloglar'dan aldığım zevki ne yazık ki lisedeki felsefe derslerinden alamadım. Felsefe hocamız bütün ders saatlerini monoton monoton not tutturmakla geçirirdi. Bunlardan da sınıfta hiçbirimiz bir şey anlamazdık. Geçtiğimiz yıllarda felsefeyi roman havası içinde öğreten Sofi'nin Dünyası isimli kitabı okuduğumda hem büyük bir zevk duydum hem de benim öğrencilik yıllarıma rastlamadığı için üzüldüm. Eğer bu kitabı on beş yaşımda okumuş olsaydım düşünce ufuklarım daha bir genişler; meslek hayatımda da çok büyük kazanımlar elde ederdim. Doğru oturup doğru konuşalım; bizim toplumumuz okumaya ve düşünmeğe pek rağbet etmez. Düşünme tavrına bile tahammülü yoktur. Birisi düşünceye daldı mı hemen: "Arpacı kumrusu gibi ne düşünüyorsun?", "Karadeniz'de gemilerin mi battı?", "Düşün düşün... zordur işin!"gibi klişeleşmiş sözlerle uyarılır. Oysa üzerinde yaşadığımız topraklar felsefenin anayurdu sayılıyor. İklimi de tefekküre çok uygun. 1900'de kurulan Uluslararası Felsefe Kuruluşları Federasyonu'nun düzenlediği 21. Dünya Felsefe Kongresi'nin İstanbul'da toplanacağı haberini aldığımda pek rağbet görmeyeceğini sanırdım.Yanıldığımı kongreye katıldığımda anladım. Meğer ülkemizde (hem de her yaştan) bir hayli felsefe meraklısı varmış! Bu meraklılar içinde genç ve güzel kadınlara rastladığımda şaşırdığımı itiraf etmeliyim. Dikkat ederseniz karikatürlerde çizilen filozof tipleri hep çirkin, kara kuru adamlardır. Düşünmek gibi ciddi bir eylem nedense kadınlara yakıştırılmaz. İleri bir yaşta olan Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı Prof. Dr. İonna Kuçuradi (Aynı zamanda Uluslar arası Felsefe Kuruluşları Federasyonu Başkanı)'nın alımlı ve hoş resimlerini gazetelerde gördüğümden beri felsefenin kadınlara ne kadar yakıştığını farkettiğimi özellikle belirtmeliyim. Bunu kendi cinsimi kayıyarak değil, objektif bakış açısıyla söylüyorum. Teknolojinin akıl almaz bir hızla ilerlediği; ama insan unsurunun gözardı edildiği 21. yüzyıl dünyasında, dünyanın bütün filozoflarının bir araya gelerek Aydınlanma, Postmodern Düşünce, Globalleşme ve Kültürel Kimlik, Bilim ve Teknolojideki Yeni Gelişmelerde Karşılaşılan Etik ve Felsefi Sorunlar, İnsan Hakları, Devlet ve Uluslar arası Düzen, Demokrasi ve Geleceği, Yurttaşlık ve Sivil Toplum, Terörizmin Etiği, Savaş ve Siyasi Şiddet gibi çok önemli ve hayati konularda görüş bildirmeleri, tartışmaları (hele Bush doktrini olarak adlandırılan ABD'nin yeni savunma stratejisinin uluslararası terörizm olarak tanımlanması) bence insanlık adına çok anlamlı ve umut verici bir adım. Bazıları teknolojik gelişimle birlikte felsefenin gittikçe önem kaybettiğini, hatta sonunun geldiğini söylüyorlar. Ama ben aynı fikirde değilim. İnsanın olduğu her yerde, sorgulamanın olacağına, sorgulamanın da felsefeye açılan bir kapı olduğuna inanıyorum. Bütün olumsuz gidişata rağmen insan var oldukça felsefe de var olacak diye düşünüyorum.