Festivaller ve kentler

A -
A +

Sanat, kent, festival, film, tarih, kültür... Bunlar benim bire bir yakın, hatta iç içe olduğum kelimeler... 40. Antalya Altın Portakal Film Festivalinin ana temasının Festivaller ve Kentler olarak belirlendiğini duyduğumda bana çok ilgi çekici geldi; kafamda birtakım renkli çağrışımlar yaptı. Antalya Kültür Sanat Vakfı Genel Müdür Yardımcısı Göksel Kumsal'ı arayarak temanın belirlenişinde hangi kıstasların rolü olduğunu belirlemek üzerine bir tele-röportaj yaptım. Konuşma özetini daha sonra bana faksla gönderme nezaketinde bulunan Kumsal'ın açıklamalarını aynen aktarıyorum: "Antalya Altın Portakal Film Festivali her yıl bir tema üzerine kurgulanıyor. Bu yılki tema bildiğiniz üzere Festivaller ve Kentler. İstiyoruz ki sel gider kum kalır misali geride bir şeyler kalsın...Kısacası festivalimizin bir mesajı, bir amacı olsun... Bu kapsamda dünya, Türkiye ve Antalya konjonktürünü gözlemliyoruz. Toplumsal fayda ve sanat kaygılarımızı yan yana getiriyoruz. Ve bu kaygılarımız ekseninde temamızı belirliyoruz. Tıpkı UNESCO'nun 2000 yılını Dünya Barış Kültürü Yılı ilanına atfen belirlediğimiz Barış teması gibi... Çünkü biliyoruz ki, insanları barışa götüren, savaşçı duyguları sevgiye dönüştüren en önemli olgu sanattır. İşte bu sebeple temamızı barış, sloganımızı da Savaşlarla geçen bir yüzyılın ardından; barışa adanmış bir bin yıl olarak belirtmiştik... 2001 yılına geldiğimizde ise ana temamızı İletişim olarak belirlemiştik. Ve sloganımızda da demiştik ki; İletişim varsa savaşlar ve kavgalar yoktur. 2002 yılında ise, 11 Eylül saldırıları ile kültürlerin çatışma alanı haline gelen dünyamızda sevginin egemen olmasını dileyerek temamızı Kültürlerin Buluşması olarak belirlemiştik. Ve demiştik ki: Her kültür birbirini tanımalı ve saygı duymalı. Bu yıla geldiğimizde ise 40 yılın coşkusuna hazırlanıyor Antalya... Ve ana temamız Kentler ve Antalya. Vurgumuz ise: Şehirleri kent yapan sanatların rengidir; bu renge hayat veren ise festivallerdir. Çünkü biliyoruz ki çağdaş kent diye tanımladığımız tüm dünya kentleri, sanatları ve festivalleri ile öne çıkıyor ve marka haline geliyor. Bu marka kenti de, ülkeyi de alıp sürüklüyor, dünyaya tanıtıyor; ülkenin imajını en pozitif noktaya taşıyor. Tıpkı CANNES, VENEDİK, BERLİN ve SELANİK Film Festivallerinin yaptığı gibi... Antalya'mız da Anadolu medeniyetlerinin kavşak noktasında bulunan bir kent... 40 yıldır aralıksız devam eden bir Film Festivaline ev sahipliği yapıyor. Tıpkı atalarının Aspendos'da, Perge'de, Side'de binlerce yıl önce sanata sevdalandığı gibi, Altın Portakalı'nı, Yeşilçam'ını gururla kucaklıyor." Güneşi, denizi, kumu ve tarihi önemi sebebiyle turistlerin her yıl akın ettiği Antalya, zaten giderek bir marka olma yolunda. Kültürel sorumluluklarının idraki içinde olan ve büyük düşünen AKSAV yöneticilerinin ve Belediye Başkanı Bekir Kumbul'un gayretleriyle de bu süreç daha kısa olacağa benziyor. Bu yolda Kültür ve Turizm Bakanlığının da kendilerine gerekli desteği vermeleri hayati bir önem taşıyor. Bizden hatırlatması.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.