Echart Tolle, "Şimdi'nin Gücü" isimli kitabında dünyada, yani fiziki boyutta tüm formların geçici olduğundan bahisle, şöyle der: "Gelişme-büyüme genelde olumlu kabul edilir ama hiçbir şey sonsuza kadar büyüyemez." Son zamanlarda vizyona giren 3 Amerikan filmini (İron Man, Hulk, Hancock) izlerken, Tolle'un ilgiyle okuduğum kitabında altını çizdiğim bu ifadeler aklıma geldi. Hollywood ve Pentagon arasındaki yakın iş birliği gün yüzüne çıktığından beri iddialı prodüksiyonları, haliyle Amerikan siyasetine destek bağlamında değerlendirme ve yorumlama yaparken; ister istemez gerçekten bir ilinti var mı, yok mu diye düşünüyorsunuz. Durumu, öncelikle fiziki boyut yasası gereğince "her yükselişin bir düşüşü" olduğu gerçeğinden hareketle, genel anlamda değerlendirecek ve bundan da bir sonuç çıkarmaya çalışacak olursak; özellikle Bush yönetiminin savaş yanlısı siyaseti ve kaybettiği itibar sonucu; kendini süper güç olarak gösteren; adeta güce tapan ABD, çöküş trendine girmiş görünüyor. Şimdiye kadar imaj oluşturma hünerleri ve illüzyon ustalığıyla yalnız süper değil, tek kutuplu güç olmanın keyfini süren ve temelinde korku yatan bu dev, yeryüzünde sürekli körüklediği şiddetin kendisine yönelip iç bünyede tahribat yaptığını, dünya toplumlarının gözünde kendisini itibar kaybına uğrattığını anlayınca, bu defa; sinemada artık dersini almış bir tavır içine girip, elinde tuttuğu teknolojinin ve bilimin bütün imkanlarından yararlanarak; insanlığın kurtuluşuna soyunan yeni güç tiplerini piyasaya sürüyor. İron Man, dahi bir silah kâşifi ve tüccarının Afganistan'daki insan manzaralarını ve iç acıtıcı gerçekleri gördükten sonra tövbekâr olup bu defa zalimlerin ve kötülerin korkulu rüyası, tek başına bir ordu gibi güçlü, uçan demir adam projesi üzerinde çalışma ve deneyimlerini anlatır. Hulk, bilim ve siyaset iş birliğinin bizi korkutucu şüphelere düşüren ipuçlarını verir. Filmde Amerikan ordusundan gözü kara bir generalin denetimi altında bilimsel ve gizli bir çalışma yapılmaktadır. Amaç; süper güçlere sahip kontrol edilebilir bir süper asker modeli oluşturmaktır. Test denemeleri sırasında kobay olarak seçilen kişi, kontrolsüz olarak gama ışınlarına maruz kalır. Halim selim bir insanken öfkelendiği zaman canavara dönüşen bir garip yaratık ortaya çıkar. Nihayet Hancock... Yine olağanüstü güce sahip; faydalı olayım derken bile ortalığı yakıp yıkan, küfürbaz, serseri bir uçan adamın, iyi niyetli, insancıl(!) bir Amerikalı Halkla İlişkiler Uzmanının yönlendirmesi ile ehlileşmiş bir güç haline dönüşmesi seyirciye sonunda "Ee, artık bu kadarı da fazla! Artık kronikleşmiş bir ruh hastalığına dönüşen bir güç saplantısı tahammül edilmez bir hâl almaya başladı" dedirtecek duruma getiriyor. Söz konusu bu üç filmi seyredin, bakalım siz de aynı sonuçlara varabilecek misiniz?