Gül, Cumhurbaşkanı olursa...

A -
A +

Ülkemizde yüksek mevkilere gelenlerin en belirgin tavırları sanki Olimpos Dağına çıkmış gibi ulaşılmaz olmaları, halkla irtibatlarını kesmeleridir. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, göreve geldiği ilk sıralar halka yakın duran, mütevazı bir cumhurbaşkanı olacağı imajını oluşturmuştu. Kırmızı ışıkta durmalar, eşiyle birlikte çıktığı çarşı pazar alışverişleri hepimizin ilgisini çekmiş, çok hoşumuza gitmişti. Bu konuda da destekleyici bir yazı yazdığımı hatırlıyorum. Sezer bu tutumundan dolayı sonra çok eleştiri mi aldı, danışmanları kendisini uyardı mı bilmiyorum, o halka yakın duruşlar bitti. Siyaset dünyasında kimseyle diyalog kurmayan, basından katılıkla uzak duran, gülmeyen, konuşmayan, ulaşılmaz bir cumhurbaşkanı oldu. Şimdi bütün bakışlar Adalet ve Kalkınma Partisinin adayı Abdullah Gül'ün üzerinde. Katı ve sert tartışmalar yapılıyor. Demokrasi gereği büyük bir ihtimalle Gül, cumhurbaşkanı olacak. Halkın büyük bir kesiminin istediği de bu... Bir türlü özeleştiri mekanizmasını çalıştırıp kendimizi yenileyemiyoruz, özgüvenimizi arttırıp evhamlarımızı ve korkularımızı yenemiyoruz ya, şimdi de cumhuriyetin tehlikede olduğu vehmine kapılmış durumdayız. Araya duvarlar çekerek saflara ayrılıyoruz, birbirimizi anlamadan, dinlemeden zulmedenlerden oluyoruz. Hakkı hak edene teslim etmiyoruz. Biraz da pozitif düşünmeyi deneyelim. Gül, güler yüzlü bir insan. Ben, gülen insandan korkmam. Öyle afrası tafrası, tepeden bakan tutumu yok. Cumhuriyet değerlerine sahip çıkacağına, tarafsız bir cumhurbaşkanı olacağına dair defalarca söz veriyor. Her kesime yaklaşımları samimi, nazik, üstelik dengeleri gözetleyen uzlaşmacı bir tutum içinde. Geçtiğimiz aylarda Gül'ün memleketi olan Kayseri'ye gittim. Avrupa şehirleri ayarında gelişmiş bir şehir. Aralarında dayanışma, yardımlaşma ve güven mekanizmasını işleten insanlar, hayatlarından memnunlar. Hemen herkes Gül'ü destekliyor. Eğer söz verdiği gibi o, herkesin cumhurbaşkanı olursa (ki, olacağına inanıyorum) belki her şey daha iyi olur, kurumlar arasında daha bir denge sağlanır. Eğer herkes "bireycilik" adına bencilliği, nemelazımcılığı, sadece benim için özgürlük, sadece benim için demokrasi inadını bırakıp "biz" idraki içinde çalışır, kavga zeminleri oluşturmadan demokrasiyi, insan haklarına saygıyı, cumhuriyet değerlerini özveriyle koruma ve geliştirme titizliği içinde olursa Gül'ün cumhurbaşkanı oluşu niçin bir engel olsun? Bendeniz, bu ülkede "ötekileşme" hüzünlerini yaşayan bir insanın herkesi kucaklayacağına, sosyal gerçekleri göz önünde tutarak yoksulluğun, çaresizliğin, katı ayrımcılıkların giderilmesi için gayret göstereceğine inanıyorum. İnandığım başka bir şey daha var; halkın isteği Hakk'ın isteğidir. Bırakın, gerçekleşsin. Kendimize inanıyorsak, demokratik olgunluğa sahipsek, kendimizi ve umutlarımızı tazeleme enerjimiz ve kararlılığımız varsa, korkmak niye?

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.