Söylenmemiş nice sözler vardır gülüm, ruhun zeminlerindeki izbelere itilmiştir; zamanını ve hedefini kaybetmiş, sırrını tüketmiş bir halde mahpusluktan kurtulup da özgürlüğüne kavuşmayı, evrenin sonsuzluğunda dolanmayı bekler... Düşünce ve duygular kelime kalıbına girdi mi, her canlı gibi zamanında doğmaya can atar. Zamanında doğmadı mı bir süre insanın içini zehirler, harabiyet verir. Ne diyor şair Yunus, dinle bak: "Sevdiğimi söylemezsem sevmek bana dert olur." Kendi buyruğunca akıp giden zaman içinde dert, bedenin özsuyunda eriyip gitti sanırsın ruhun bağımsızlığını hesaba katmadan. Söylenmemiş sözleri unutursun. Ama o, kendi sırrı içinde kendini unutmaz. Belirsiz bir zamanda, umulmayan bir anda; kimi gecenin yalnızlıkla hemdert olduğu bir saatte; kimi içe dönüşlerin trajik bir şekilde yaşandığı kurşuni gündüz vakitlerinde derinlerden süzülüp de aklının denetiminden kaçan serseri kelimeler, o söylenmemiş sözler, pıt diye geliverir dilinin ucuna... ve dökülüverirler: "Seni seviyorum!" Koca bir hayat yaşanmıştır. Gidenler gitmiş, kalanlar kalmıştır. Uysa da uymasa da her şey yerli yerini almıştır. Bu sözler kimedir? Sırası mıdır? Yakışık almakta mıdır? Şaşırır, düşünür kalırsın bir süre... Bağımsızlık bayrağını açan söz, senden uzaklaşa uzaklaşa kendini tekrar etmektedir. Sözün peşine düşersin. Hedefini bulmaya çalışırsın. Bu defa hatıralar mahzenine dalarsın. İlk sevgililer, son sevgililer, sevgili olamayanlar... aranırsın. Pişmanlıklar, mutsuzluklar, inkârlar, yalanlar, aldatmalar, kenetlenmeler, çözülmeler, inatlar, kaprisler, çekişmeler ummanında boğulacak gibi olursun. O anıdan bu anıya dolandıkça dolanırsın... Serseri kelimeler tekrarını sürdürmektedir: "Seni seviyorum!" Kan ter içinde sözün arkasından koşturman devam eder. Sonra dipsizliklerin koyu karanlığında umudun gizemli ışığıyla parlayan bir çift göz görür gibi olursun. Tıkanır kalırsın. O gözler, ilk gençlik yıllarında bakışları yüreğine hançer gibi saplanıp kanatan gözlerdir. O, meylini bir türlü itiraf edemediğin, kavuşmak isteyip de kavuşamadığın sevgilinin gözleridir. O, başında kavak yellerinin estiği zamanlarda seyrettiğin her sevda filminin kahramanlarında bir parçasını bulduğun ama gerçek hayatında bir türlü rastlayamadığın hayali sevgilinin gözleridir. Israrla senden itiraf bekler: "Seni seviyorum!" İnsanın doğumuyla (kimbilir belki daha önce) özüne nakşedilmiş bir sözdür bu. Mahpusluğu bir ömür de sürse sabırla söylenmeyi bekler. Sen, söylememek için direndiğinde o sabrını bir kat daha arttırır. Güllerin solduğu, yaprakların döküldüğü, yaşamın koca bir boşluk olduğu zamanda zembereğinden boşanmış gibi fırlayıverir orta yere... Şaşkın ve savunmasız...hedefsiz ve dayanaksız... Seni, ortada öznesiz, nesnesiz kendinle yapayalnız bırakıverir... Kelime kalıbına girmiş (ama söylenmemiş) sözler canlıdır... Haksız yere mahkum olmuş her canlı gibi onun da intikamı vardır gülüm, başkasında hastalık, sende diken olur gülüm, bilemezsin... Bilemezsin!