Nihayet takke düştü, kel ortaya çıktı. Bizim safiyane düşünceler ve iyi niyetli yorumlarla anlamağa çalıştığımız yeni dünya düzeni, kendi çıkar hesaplarını her şeyin üstünde tutan çok uluslu şirketlerle işbirliği içinde semiren çılgın ve pervasız bir gücün dünya üzerinde hakimiyet kurma, coğrafyayı kendi şeytani emellerine göre yeniden dizayn etme planıymış! İnsanlığın yüzyıllar boyu acı çekerek elde ettiği insani değerler; insan hakları, demokrasi, özgürlük, hukukun üstünlüğü, tarihi ve kültürel mirasa saygı bu gücün nazarında meğer aldatmacadan, göz boyamaktan ibaret söylemlermiş! AB ve BM kukla kuruluşlarmış! (Baksanıza Bush, dünyanın gözü önünde "AB'yi üçe böldüm, BM yararlı mı değil mi; düşünüyorum" diyebiliyor.) Sevgi, barış, şefkat, merhamet dolu bir dünya ise, ancak güçsüzlerin erişmeğe çalıştığı bir ütopyaymış! Gelinen noktada baskın çıkan düşünce, yorum ve kanaatler bunlar! "Olası" kelimesindeki gizli temenni anlamına dikkat etmeden papağan gibi birbirimizi taklit ederek "Olası Irak savaşı... Olası Irak savaşı" diye diye nihayet bu kahrolası savaşı olduruyoruz. Evet, savaş oluyor! Aylardır olduydu olacaktı derken çektiğimiz üzüntüler, gerginlikler ve uykusuzluklar da cabası! Ülkemiz kendi rızasıyla ateşten gömleği giymeye hazırlanıyor. Batı'nın, temeli yıllar öncesi atılmış hain emelleri şeytani plan ve tuzaklarla gün yüzüne çıkıyor. Diz boyu yoksulluk yanında bir de savaş zulmü kapımıza dayanmışken biz ne yapacağız? Ne yapmalıyız? Hâlâ büyüklerimizle (!) birlikte ve dostumuz (!) ABD nasıl olsa her şeyi yoluna koyar adamsendeciliği içinde televole programlarıyla sıkıntımızı dağıtmağa, sanatçı (!) bozuntularının kalitesiz programlarına dalıp dünyaya boş vermeğe mi çalışacağız? Biz geçim sıkıntısıyla inim inim inlerken, bizim ilgimiz sayesinde milyarlar, trilyonlar kazanan ar damarı çatlamış sanatçı bozuntularının safahat alemlerini, sözde mankenlerin ikide bir yenilenen seviyeli birlikteliklerini mi konuşup duracağız? Yoksa, Beyaz Türkler, Kırmızı Türkler, Zenciler adı altında ayrışarak birbirimize yabancı mı kesileceğiz? Gün, artık gaflet, dalalet ve hıyanet uykusundan uyanma günüdür. Kendimizi acziyet ve teslimiyet huzursuzluğu içinde hissediyorsak, tarihin en büyük istiklal mücadelesini vermiş o kahramanı; Atatürk'ü kendimize örnek alacağız. Atatürk gibi düşünüp Atatürk gibi davranacağız. Gün, Atatürk'ü anlama; şartlar ne kadar elverişsiz olursa olsun; inanç, azim ve kendine güvenle birbirimize kenetlenme; onurlu bir şahlanışla korkulara ve teslimiyetçiliğe başkaldırma; yeni bir ruhla doğrulma günüdür.