Güvensizlik

A -
A +

Güven, insanın sağlıklı ve insanca yaşamasını sağlayan asli duyguların başında gelir. Güvenmediğiniz bir eşle mutlu olamazsınız, güvenmediğiniz bir arkadaşla dostluk kuramazsınız, size güven vermeyen bir işte uzun süre çalışamazsınız, kendinizi güvende hissetmediğiniz bir evde oturamazsınız. Eğer bunlara zorlanırsanız, belki bir süre dayanırsınız ama birikirsiniz. Bu birikim zamanla sizi sık sık patlama noktasına getiren bir bunalıma sokar. Artık sağlıklı düşünemez, sağlıklı davranamaz, sağlıklı karar veremez olursunuz. Yaşamınız bir kaosa dönüşür. Umutsuzluk ve çaresizlik duyguları sizi mutsuzluğun kör karanlığına sürükler. Ya manen bir bitişe teslim olursunuz, ya da kendinize olmadık çıkış yolları ararsınız. Birbiri ardınca kriz yaşayan, hükümete olan güvenini kaybeden Türk halkı da böylesi bir psikolojik duruma sürükleniyor. Başbakan Ecevit, her ne kadar IMF ve Dünya Bankasıyla ilişkilerin düzeldiğini, yapısal reform niteliğindeki yasaların meclisten geçtiğini, vergi gelirlerinde program hedeflerinin üstünde bir artış sağlandığını (!), enflasyonun hızla düşmeye başladığını; ihracatın 7.7 oranında arttığını, turizm gelirlerinde büyük artış olduğunu söyleyerek olumlu tablolar çiziyorsa da ortalık durulmuyor. Geçim derdiyle köşeye sıkışan, cebindeki para her an eksilen halk belirsizlik bulutları arasında geleceğini kaybetmiş bir halde güvensizliğin bunalımını yaşıyor. Sayın Ecevit'in her fırsatta vurguladığı "Alternatifimiz yok!" söylemi karşısında bazıları da teknokratlar hükümeti, ara rejim gibi anti demokratik çareler üretiyorlar. AB yoluna girdiğimiz, daha fazla demokrasi talepleriyle ortaya çıktığımız bir sırada böylesi modellerin ortaya sürülmesi çok şaşırtıcı ama yine de şaşırmamak gerekiyor (İşte, burası Türkiye demenin tam sırası) Siz, "Alternatifimiz yok" diyerek demokrasinin önünü tıkarsanız birileri de kendilerine göre alternatif dayatıverir. İster beğenin, ister beğenmeyin! Ama olan halka oluyor ne yazık ki. Devletle halk arasında ilişkiler ha koptu, ha kopacak noktada. Hükümet sağlıklı bir güven ortamı oluşturacağına ne yapıyor? Sanki kitleler psikolojisinden anlamazmış gibi davranıyor; halkın isteklerini gözardı ediyor, hatta inatlaşır bir tavır takınıyor; Tantan gibi halkın güven ve sevgisini kazanmış bir bakanı görevden alıyor, vergi üstüne vergi koyarak insanları canından bezdiriyor, işsizlerin feryatlarına kulat tıkıyor. Şikayet ettiği kriz fırsatçılarının eline bu imkanı kendi eliyle veriyor. İlkin hükümet içi revizyonda ısrar eden köşe ekonomistleri, geldiğimiz noktada en akılcı çarenin hükümetin çekilmesi olduğu görüşünde birleşiyorlar. Son günlerde sık sık toplanıp topluma güven mesajları verme çırpınışında olan sayın liderlere bol bol psikoloji okumalarını tavsiye ediyorum. Halkın psikolojisini tam olarak anlayabilirlerse sağduyuları onlara ne yapmaları gerektiğini söyleyecektir. Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.