Adam, sürekli gergin, hırçın, kavgacı, şüpheci, dırdırcı, yerine göre entrikacı, bencil, dediğim dedikçi, geleneği göreneği koruma adına baskıcı... Sıkıştığı durumlarda "Ba ba ba!", şaşırdığı durumlarda "Ana!" diyerek tepki gösteren... Kimden bahsettiğimi herhalde anladınız. Yine de söyleyeyim: Şu ayıla bayıla seyrettiğiniz dizinin kahramanı "taş fırın" (!) erkeği Haluk... Oyuncu Tamer Karadağlı, kendisiyle yapılan bir televizyon sohbetinde canlandırdığı bu "Haluk" tipini çok olumlu bulduğunu söyledi, öve öve bitiremedi. Yakışıklı aktör, kendisine bu kadar şöhret sağlayan bol kazanca ulaştıran bu Haluk tipini beğenmeyip de ne yapacak? Beğenecek haliyle... Halk da beğeniyor ki dizi ilgiyle izleniyor. Bu ilgi reklam kampanyalarıyla sürekli pompalanıyor. Ama ben bu 'Haluk'u bir türlü sevemiyorum. Sevmek zorunda değilim tabii. Benim zevkime kim karışabilir? Adamın horoz gibi sürekli kabarışları, her şeye olumsuz yaklaşımları, kavgacı ve dırdırcı hali beni rahatsız ediyor. Hatta geriyor. Kanallar arası dolaşırken tesadüf edersem on onbeş dakika seyrediyor, sonra başka bir kanala geçiyorum. Adam yeri geldiğinde gelenek ve göreneklerin savunucusu kesiliyor ama oğluna "Havuç" lakabı takmaktan geri kalmıyor.. Havuç aşağı, havuç yukarı... Bizim gelenek ve göreneklerimizde insanlara lakap takmak hoş karşılanmaz. Hele çocuğa... Havuç da büyümüş de küçülmüş zamane çocuğu. Bir bakıma "Hababam Sınıfı"nın ilkokul şubesi. Dalgacı, entrikacı, karizma (!) düşkünü, boyuna bakmadan aşk meşk meraklısı, çekirdekten yetişme tüketici. Reklamlara çıkıyor (Son zamanlarda reklamlara çıkan çocuk sayısında dikkat çekici bir artış var), TV kanallarında dansözlerle göbek atıyor. "Bilgiç" konuşmalarıyla seyircileri eğlendiriyor. Şimdi bütün çocuklar 'Havuç'a özeniyormuş. Nerden, nasıl bulundu bilmiyorum, bir benzeri de geçenlerde bir TV kanalına çıkarıldı. Havuç'a benzemekten, benzetilmekten hayli memnun. Bizler, çocukların bir model dayandırılmaksızın özgür ortamlarda "kendileri olarak" yetişmeleri gerektiğini savunurken, anlayacağınız; ortaya bir "Havuç nesli" çıkıyor. "Hababam Sınıfı"nı her seyredişte hep Haşim'in, "Melali anlamayan nesle aşina değiliz!" mısraını hatırlarım. Bu "Havuç nesli" bana bunu bile hatırlatmıyor. Sadece evet, sadece bir "Havuç tarlası" geliyor gözlerimin önüne... Havuçların hepsi birbirine benziyor. Hepsi hemen hemen aynı boyda, bir renkte...