Geçtiğimiz aylarda Hindistan sefirinin gazetemiz yazarlarına verdiği yemekte tanıştığım Hindistan Başkonsolosluğu Danışmanı Sevda Tartar bana düzenli olarak Hindistan'la ilgili haberleri içeren haber bülteni ile birlikte dergiler gönderiyor. Bunları incelerken çocukluğumda bahçe sinemalarında seyrettiğim Hint filmleri (rahmetli annem sinemadan hoşlanmazdı ama Hint filmleri geldiğinde koşardı) sebebiyle muhayyelemde özel bir yeri olan bu gizemli doğu ülkesine ilgim ve merakım daha bir artıyor. İçimdeki gezginci ruh, "Hindistan... Hindistan" sayıklamasıyla hayali gezi rotasını çizmeğe başlıyor; Hindistan, Nepal, Butan, Katmandu, Tibet, Çin... Tabii ikide bir patlayan krizler (üstüne eklenen savaş belası) yüzünden programlarım bir başka bahara kalıyor... Haliyle bu arada ömür geçiyor... Türk insanı genelde Hindistan hakkında Hint şarkılarından, racalardan, bir zamanlar sıklıkla gelen Hint filmlerinden (En son Muson Düğünü'nü gördüm), Tac Mahal'den, "kutsal Ganj" nehrinden, bağımsızlık ve özgürlük önderi Gandi'den, Nehru ve İndra Gandi'den öteye Hindistan hakkında etraflıca bir bilgiye sahip değildir. Entelektüel kesiminin gezi programlarında Uzakdoğu ülkeleri olarak Çin, Tayland, Tibet, Nepal (Son zamanlarda Butan'dan da söz ediliyor) yer alır da nedense Hindistan'dan pek söz edilmez. Ben bunu Çin'den sonra dünyanın en kalabalık nüfusuna sahip olan, kültür ve gelenekleri 4000 yıl öncesine dayanan bu ülkenin ilgililerce turistik tanıtımının yeterince yapılamadığına ve ülkede sık sık haberi duyulan iç çekişmelere bağlıyorum. Bu, kişisel tahminim. Yanılıyor da olabilirim. Doğrusu Asya'nın bu gizemli, renkli masal ülkesini bu kadar merak etmeme rağmen ben bile yeterli bilgiye sahip değilim. Gezip görmeyince, gördüğünüzü benliğinize sindirmedikçe edindiğiniz ansiklopedik bilgiler de dağılıyor; söz gelimi Kelile ve Dimne'den okuduklarım, Nobel ödüllü Hint şairi Tagore'dan ezberlediklerim zamanla uçup gidiyor. Onun için Sevda Hanımın gönderdiği haber bültenleri ilgimi ve merakımı canlandırmak bakımından çok yararlı oluyor. Kendisine teşekkür ediyorum. Haber bülteninde okuduğum haberlerden birkaçını siz sevgili okuyucularımın da ilgisini çeker düşüncesiyle veriyorum: En son dünya kalkınma göstergelerine göre Hindistan ekonomisi satın alma gücü paritesi bazında ABD, Çin ve Japonya'nın ardından dünyanın en büyük ekonomisi konumundaymış. Hindistan ve Kanada jeomatik yani jeo-uzay teknolojisi uygulamaları alanında işbirliğini geliştirmek ve güçlendirmek amacıyla ortak girişim başlatacaklarmış. Bu yıl toplam ihracatının 50 milyar doları aşacağı tahmin edilen Hindistan'ın en başarılı ihracat sektörleri; tekstil ürünleri, değerli taş ve mücevherler, mühendislik malları (özellikle otomobil ve otomobil yan ürünleri), ilaç ve eczacılık, kimyasallar ve tarım ürünleriymiş. Dahası mı? İnşaallah bir başka sefere...