Akrep burçlu Türkiye, her an kıpır kıpır; bir türlü rahat ve huzura kavuşamıyor. Dış kaynaklı tahrikleri ve karalama kampayalarını bırakın; kendi içinde her an problemli, her an zıtlaşmalı ve huzursuz... Sükun ve uyum içinde bir günümüz geçmiyor. Böyle bir ortamda ruh sağlığını korumak gittikçe zorlaşıyor. Son günlerde Türkiye'nin gündemini işgal eden olay; Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Yücel Aşkın'ın ihalede yolsuzluk yaptığı iddisıyla tutuklanmasının sonucunda YÖK'le hükümetin karşı karşıya gelmesi... İddialara her gün yeni iddialar ekleniyor; olay gittikçe karmaşık bir hale geliyor. Olayın derin sebepleri anlaşılmadan köşelerde ahkam kesiliyor. Rektörler, Barolar Birliği, siyasi partiler ayaklanıyor. Taraflar arasında çizgiler ve zıtlaşmalar keskinleşiyor. Teziç'in başkanlığında toplanan rektörler komitesi zehir zemberek bir bildiri yayınlıyor. Sağduyu yine ortalıktan elini ayağını çekiyor... Yine kısır tartışmalar, karşılıklı suçlamalar, iftiralar... Bir TV kanalında hangi taraf haklı diye anket yapmalar... Yani, çok tatsız ve tutarsız bir durum... YÖK Başkanı Prof. Erdoğan Teziç'in sorgulama sırasında 10 saat ayakta bekletilen, ardından tutuklanan rektöre sahip çıkışı mesleki dayanışma açısından bir bakıma anlayışla karşılanabilir. Ama rektörü savunmanın cumhuriyeti savunmakla eşdeğerde tutulmasını anlamak zor! Üstelik, bütün bunlar yargıya müdahale anlamına gelmiyor mu? Hani yargı bağımsızdı? Hani hukukun üstünlüğüne inanıyorduk? *** İnternette, Hukukçular Derneğinin Cengiz Karadeniz imzasıyla yayınlanan basın bildirisinde Ankara'da YÖK Başkanı Erdoğan Teziç'in başkanlığında toplanan rektörlerin bildiri yayınlamaları yargıya müdahale olarak değerlendiriliyor ve şöyle deniliyor: "Tutuklama kararından sonra soruşturma hukuki bir nitelik kazanmıştır. Bundan sonra yapılacak eleştirilerin hukuki olması zorunludur. Bir hukukçu olan Erdoğan Teziç'in bunu bilmemesi mümkün değildir. Yine YÖK başkanının, Anayasanın 138. maddesinin ikinci fıkrasındaki: Hiçbir organ, makam, merci veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz. Görülmekte olan dava hakkında yasama meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz, herhangi bir beyanda bulunamaz. hükümlerinden habersiz olduğu düşünülemez. Bu hükümleri bilen YÖK başkanı ve onu destekleyen rektörler yazdıkları bildiri ile anayasanın bu hükümlerini ihlal etmiş, açıkça ve pervasızca anayasal suç işlemişlerdir." Buyrun bakalım. Anlaşılan; AB müdahalesi olmadan yargının bağımsızlığına güven, hukukun üstünlüğüne saygı, insanlarımızın olgunluğu sınavdan geçiyor. Bir festival Türsak tarafından tertiplenen, Garanti Bankası'nın sponsorluk yaptığı 4. Bonus Card Uluslararası Komedi Filmleri Festivali İstanbul'da başladı. Geçtiğimiz cuma akşamı Cemal Reşit Rey salonunda yapılan açılışta ünlü komedyen Cem Yılmaz'a başarı ödülü verildi. Ardından, Yalanlar ve Gerçekler isimli nefis bir Fransız komedi filmi gösterildi. Festival filmleri Fransız Kültür Merkezinde, Maçka Cine Bonus, Beyoğlu Majestik sinemalarında oynatılıyor. Bilet fiyatları 5 YTL. Bonus Card sahibi olanlara %50 indirim yapılıyor. Fransız Kültür Merkezindeki gösterilerden para alınmıyor.