İnsanı tanımlamak

A -
A +

Ekonomik büyüme hırsı bütün şiddetiyle devam edip paranın her şeye egemen kılındığı bir dünyada yoksullukların büyümesinin yanı sıra, 'insan'ın sınırı daralırken, bir yerlerde Prof. Joshua Lederberg imzasıyla okuduğum: "İnsan, en azından Jenotip olarak, karbon, hidrojen, oksijen, nitrojen ve fosfor atomlarının belirli bir molekül dizisinin oluşturduğu bir metre seksen santimlik bir kitledir..." tanımlaması sık sık aklıma geliyor: Tam maddeci dünya görüşüne uygun bir tanımlama. Ama yeterli mi? Zaman zaman sanatkar derinliğiyle merhum annemi, babamı bütün kelime hazinelerimi seferber ederek yazmak istiyorum. Annem şöyleydi, babam böyleydi diye cümle kalıpları içine almağa kalksam, sığmıyorlar; uçup gidiyorlar. O zaman, bir soru kendiliğinden gün yüzüne çıkıyor. Acaba öyle miydiler? Hayat mücadelesinin amansız çarkına kendimizi kaptırdığımızda yalnız kendimizi değil, canımızdan çok sevdiğimiz canları bile kendi dünyalarının derinliği ile tanımakta ihmalkar davranıyoruz demek ki... Zamanın sert rüzgarları da arkada sadece karakter çizgilerini ve soluk resimlerini bırakıyor. Bir de hiç tükenmeyen hasretleri... İnsan...Dipsiz kuyu...Başlıbaşına sınırsızlıklar ve sırlar alemi...Şeyh Galip diliyle söyleyelim: "alemlerin özünün çekirdeği"... Nasıl maddi kalıplarla tanımlanabilir? İsterseniz, bir deney yapın, bir sabah vakti, zihninizin berrak ve canlı olduğu bir anda düşüncelerinizi kendinizi tanımlamada yoğunlaştırın. "Ben böyleyim..." diye yazın. Sonra, gecenin ilerleyen saatlerinde yalnızlık köşküne çekildiğinizde veya yıldızlara sefer yapabilecek kadar kendi sınırlarınızdan taştığınızda, rüyalarınızdan arta kalanların, umutlarınızın, hayallerinizin, yapmak istediklerinizin, yapamadıklarınızın anaforunda bocaladığınızda şöyle bir duraklayıp sorun kendi kendinize: "Acaba öyle miyim?" *** Hayat koşunuz hızlı, yaşam mücadeleniz ağır, biliyorum. Dayatılan yeni düzenin kapitalist çarkında hedefiniz, yani "para" hep sizden ilerde bir yerlerdedir. Ona ulaşmak için şartlanmışsınızdır. Bu yüzden nefes nefesesinizdir. Hal-i pür melaliniz böyleyken sizi düşünce boyutlarına çekmemden rahatsız olabilirsiniz. "Şu yalan dünyaya işte geldik, işte gidiyoruz" bıkkınlığında kendinizin ne olduğunuzu, ana gayenizi, insan olarak asıl hedefinizi önemsemeyebilirsiniz. Ama önemseyin. Kazanma hırsıyla geçen günlerin akşamlarında televizyon dünyasının sizi daha çok kaybolmağa sürükeyen, sizi eğlendireyim derken daha çok tüketen altıncı sınıf programlara teslim olmayın. "Kendinizi tanıma ve bilme gayreti " içine girin. Yakınlarınızı da tabii... Maddiliğin ahpatop gibi her yanı sardığı; teknolojinin insan-robotlar üretmeği tasarladığı bir dünyada insan olarak geçmiş dönemlere kıyasla daha hızlı kayboluyorsunuz. Barışçı, adil, daha yaşanılır bir gelecek adına insan olarak varlığınızı, mananızı, değerlerinizi, hasılı bütünlüğünüzü korumanız gerekiyor. Sorunların konuşarak, tartışarak, anlaşarak çözümlendiği insancıl bir dünya ancak böyle kurulabilir; manası iyice özümlenmiş dünlerden sağlıklı yarınlara böyle ulaşılabilinir.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.