İstanbul... İstanbul

A -
A +

Büyüleyici, anlamlı ve tarihle iç içe geçmiş bir şehir dendiğinde aklımıza ilk gelen isim: İstanbul... Bir tanıdığım söyledi: Anadolu'da yaşayan, İstanbul'u görmemiş insanların çoğunun arzusu (Allah korusun) deprem olmadan İstanbul'u görmekmiş! Dikkatinizi çekerim; İstanbul'da yaşamak değil... En son Gönen ve Çanakkale'ye yaptığım seyahatte konuştuğum kişiler İstanbul'da yaşamadıkları için hallerine şükrediyorlar. Onlar için İstanbul, artık bir masal şehri değil, korku şehri... Kapkaç ve hırsız korkusu adeta deprem korkusunu bastırmış. DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, İstanbul'daki kapkaçcılığın, hırsızlığın başlı başına bir gasp sektörü olduğunu beyanla bunun yürürlükteki ekonomik politikaların karşısına dikilen düşük yoğunluklu bir isyan olduğunu söylüyor! Kapkaç terörü özellikle kadınlara yönelik. Kadınların kâbusu. Şehirde valinin ve emniyet müdürünün eşi de dahil hiçbir kadın kendini emniyette ve güvende hissedemiyor. İstanbul valisinin eşi: -Yanımda korumam var ama temkinliyim. Çantamda bir şey bulundurmuyorum, çapraz takıyorum. Kız kardeşimi de küçük çanta kullan, çapraz tak diye uyarıyorum. Emniyet müdürünün eşi: -Fazla para taşımam. Arabada asla çanta koymam. Camı açmam. Çantamda cep telefonu haricinde bir şey yok. Kapkaça uğrayanlar çantalarını bıraksın. Çanta alınır ama vücut alınmaz. Hanımefendilerin gazetecilere söyledikleri bunlar. İstanbul böylesine bir acziyet içinde yani. Korku her yanı sarmış... Yakın zamanda TV kanallarından birinde kendisiyle röportaj yapılan ünlü tiyatro oyuncusu Yıldız Kenter, şehrin güvensizliğinden ve pisliğinden şikayet ederken: "Öldüğüm zaman yakılmak istiyorum. Cumhurbaşkanına vasiyetimdir. Küllerimi eşim Şükran Güngör'ün mezarına serpsinler" dediğinde aslında hepimizin içine yerleşmiş bir hüznü ve isyanı dile getiriyordu. Ah İstanbul... İstanbul! Büyükşehir Belediye Başkanının seçilmeden önce "Dünyanın bir numaralı şehri" haline getireceğim vaadinde bulunduğu, Başbakanımızın sevdasını ilan ettiği İstanbul! Hepimizin sevgilisi, gözbebeği... Şimdi, kara vicdanlıların, çetelilerin tasallutuyla lekeleniyor, kirletiliyor. Hepimizin; amirleri, basını, sivil toplum örgütleri ve hemşehrileriyle bir olup var gücümüzle ecdadımızın yadigarı bu kutsal emaneti, bu canımızdan aziz sevgiliyi var gücümüzle koruyacağımıza artık sadece yakınmakla yetinir hale geldik! Ne yazık! İnsan, sevgilisini böyle mi korur? Bir kitap: KADIN PSİKOLOJİSİ Prof. Dr. Nevzat Tarhan'ın kadını ve sorunlarını objektif bir bakışla çok geniş bir açıdan ele alan kitabını daha dengeli, huzurlu ve yaşanabilir bir dünya özlemi içinde olanlara öneriyorum. (Nesil Yayınları, Tel: 0212 32 25, Faks: 0212 551 26 59, e-posta:nesil@nesilyayinlari.com

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.