Bu, İstanbul Şehir Tiyatrolarında sahnelenen bir oyun... İsmi ilgimi çektiği için galasının yapıldığı Harbiye-Muhsin Ertuğrul Tiyatrosuna gittim. Kapıda "18 yaşından küçükler seyredemez" diye bir ikaz yazısı vardı. İlgililere sebebini sordum. "Oyun, dram olduğu için " dediler. Aklıma hastalık, ölüm gibi temalar geldi. Anne konusunda çok hassas olduğum için bir an geri dönmeyi düşündüm. Ama bunca emeğe kıyamadım; adımlarım beni cep tiyatrosu sahnesinin sıcak atmosferine çekti. Bu çok ilginç oyunu iyi ki seyrettim. Oyunun genç yönetmeni Arif Akkaya, benim 1987'de yazdığım ve TRT kanalında yayınlanan "Gönül Dostları" dizisinin genç ve çok yetenekli oyuncusuydu. Anladığım kadarıyla Akkaya, oyunculukta olduğu kadar yönetmenlikte de çok başarılı. Cep tiyatrosunda, yaklaşık yetmiş kadar davetlinin nerdeyse oyuncularla iç içe olduğu şirin bir mekanda, en ince ayrıntılara kadar iyi tasarlanmış bir ev dekoru içinde anne-kız arasında diyaloglarla sürdürülen oyun, herkesin şu veya bu biçimde kendini bulduğu bir aile dramını işliyor. Karşılıklı sevgi ve anlayış temeli atılmadan kurulan ailede sağlıklı diyaloglar oluşturulmadığı takdirde birikimlerin hassas ruhları nasıl hastalandırdığını göstermek için âdeta bir laboratuvar çalışması yapılmış. Anne ve kızın, ölüm arifesinde yürek sızlatan, düşündüren, sarsan hesaplaşması... İçimizdeki kurbağalar başkaldırdığında; her şey söze geldiğinde, her şey söylendiğinde iskambil kağıdıyla kurulmuş gibi oluşturulan dünyalarımız nasıl da çöküveriyor! Birlikte yaşadıklarımızdan yalnızlıklarımızı nasıl gizliyoruz! Ve bu derin yalnızlık nelere mal oluyor?.. Oyun, bunları gösteriyor. Anne rolünde Celile Toyon, kızı rolünde Hikmet Körmükçü âdeta bütün benliklerini ortaya koyarak rollerini oynadılar. Hikmet Körmükçü, her şeyi en ince ayrıntılarına kadar hazırladığı ölüm trajedisinde hareketleri ve mimikleriyle ne kadar inandırıcı, ne kadar etkileyici, ne kadar sarsıcıydı, anlatamam! Yazarı Marsha Norman'a "Pulitzer Ödülü" kazandıran ,Yıldırım Türker'in çevirdiği bu son derece ibret verici, çok iyi hazırlanmış, çok iyi oynanan oyunu kaçırmayın derim. Hollywood, Pentagon ve Washington Jean-Michael Valantin tarafından yazılan, Dr.Ömer Faruk Turan'ın dilimize çevirdiği bu önemli kitap Babıali Kültür Yayıncılık tarafından yayınlandı. Valantin, bazı filmleri analiz ederek Hollywood, Pentagon ve Washington üçgenindeki bağlantıları ve sırları ifşa ediyor. Valantin'e göre; (dikkatli bir sinema seyircisi için de gün gibi aşikâr olan) birbirinden farklı görünse de "Kurtuluş Günü", "Armageddon", "Kara Şahin Düştü" gibi birçok film, milli güvenliğe ait temaları işlemektedir. Kendisi bile adını "sanayi" diye zikreden Hollywood, savaş filminden dramaya kadar her türde çekilen milli güvenlik filmlerinden ibaret dev yapımların kaynaklarını harekete geçirmeyi dünyada tek başına başarabilen hem endüstriyel, hem de kültürel kimlik taşıyan bir kurumun adıdır. Amerika'nın dış politika ve strateji dünyasına, dışardan gelebilecek tehdit algılaması kavramı hakimdir. Sinema ise, bu tehditleri ve onları alt edecek vasıtaların harekete geçişini perdeye aktarır. Amerikan devleti ve stratejik tarihi, Washington ile Hollywood arasındaki diyaloğun tarihidir. Bu kitap, işte bu diyaloğun arkasındaki derin ilişkileri ve sırları açıklıyor.