Kapitalizmin dayatmalarına güç yetmiyor. Her gün, şu veya bu şekilde ucu alışverişe uzanan bir şeyin günü... Annelerin günü mü olur? Bu sistemde oluyor işte... On beş gün öncesinden reklâmlarla, afişlerle, TV programlarında ara mesajlarla veriliyor beyne komutlar... Annene bir hediye al!.. TV muhabirlerinin mikrofonlarını uzattıkları kişilere soruları malum: " Annenize hediye aldınız mı?" Oysa, bir çocuğun annesine en büyük hediyesi sevgi dolu, hayırlı bir evlat olmaktır. Bu bilincin yaygınlaştırılması gerekmez mi? Hele reklâmların birinde büyümüş de küçülmüş edasıyla bir çocuğun babasından taşlı yüzük almak için borç isteyişini görünce dayanamadım, "Pes artık!" dedim, "Pes!" Bütün cıvıklıklardan, göstermelik ilgilerden, yapmacık duygu sömürülerinden insanın kaçası geliyor. Ama nereye? Her taraf pazar... *** Benim için anneler günü denilen gün, gamlı bir gündür. Radyo ve televizyon açmam. Hiçbir kutlamaya katılmam. Her türkü dokunur, her şarkı ağlatır, bir sözle bile duygusal tuzaklara düşerim. Zayıflarım, kolay incinirim. Yıllar önce kaybettiğim annemin ölümünden sonra yüreğimde zorlukla kurduğum metanet duvarı çatlar. Benim zaafım böyle. Ya diğerleri? Evlatları şehit düşmüş analar? Çocuk sahibi olamamış eşler? Annelerini vakitsiz kaybeden tüm çocuklar? Anneleri yatalak olmuş çaresiz evlatlar? Onların yürek acılarından ne haber? Yurtlara, huzur evlerine terkedilmiş anneler? Onlar bu günde ne türlü sarsıntı içindedirler? Düşünen var mı? *** Her neyse... Bu yıl da anneler gününü böylesi iç kaygılarla geçirdik. Ama tüketim sisteminde günler bitmiyor. Önümüzdeki ay da babalar günü var...