Benim gibi, daha adil, daha dengeli ve daha duyarlı bir yönetim için kadınların parlamentoda yüzde elli oranında yer alması gerektiğini düşünüyorsanız meclisin bugünkü erkek egemen görünümü herhalde sizi de rahatsız ediyordur. Dikkat ederseniz, sanki kadınlar siyasetten el ayak çektiler. Geçmiş dönemlerde bir yıldız gibi parlayıp geçen o birikimli, bilgili, ülke sorunlarına vakıf, işlek zekalı, güzel konuşan kadınlar nereye gitti? Gerek iktidarın gerek muhalefetin sayıları parmakla sayılacak kadar az olan kadın milletvekilleri uzaktan görüldüğü kadarıyla parlamentonun lüks koltuklarında konu mankeni gibi oturuyorlar. Hiç sesleri sedaları çıkmıyor. Kadının adı yok denirdi, şimdi siyasi arenada kendisi de yok! Diyeceksiniz ki, bir kadın bakanımız var; Güldal Akşit! Haklısınız. Hükümette bir kadın bakan oluşu ikramiye çekilişinde teselli mukafatı gibi bir şey. Konuştuğunuzda size teyze kızı, yenge, hala gibi bir akraba sıcaklığı hissettiren bu şirin bayan bakan, şimdilik kadınlar adına hem umudumuz, hem de (tek olduğu için de) kıymetlimiz. Ama gelin görün ki o da çok görüldü. Sayın Tayyip Erdoğan 59. hükümeti kurmadan önce kabine dışında kalacak olanların arasında Güldal Akşit adı geçti durdu. Anlı şanlı medyamızda bunu eleştiren veya bu konuda kadın cephesinden ağırlık koyan bir Allah'ın kulu çıkmadı. Veya çıktı da benim gözümden mi kaçtı, bilmiyorum. Ancak, Tayyip Erdoğan 59. hükümeti kurduğunda bir sürpriz yaptı. Güldal Akşit'i Turizm Bakanlığı'nda tuttu. Tam kendisine bravo diyeceğimiz sırada Kültür ve Turizm bakanlıklarının birleştirileceği, bakan olarak Erkan Mumcu'nun düşünüldüğü yazıldı, çizildi. Anlayacağınız tek kadın bakanımız da gidici. Siyaset tamamen erkeklere emanet! Tabii aklımızla birlikte. Feminist değilim, körü körüne hemcinslerimi savunma amacını gütmüyorum ama bu kadar erkeksi meclis görünümü benim gibi birçoklarını da sıkıyor. Üstelik şık durmuyor! Herkesin başbakanı olduğunu söyleyen, eleştiriye açık bir tutum sergileyen sayın Erdoğan bunu bilsin istiyorum! Erkek patentli yönetim modellerinin yeryüzünde mutluluk, adalet ve sürekli barış sağlayamadığı anlaşıldı. Ülkelerin parlamentolarında yüzde elli oranında kadınlar söz sahibi olsalardı bu akıl ve vicdanlara sığmayan savaş çıkar mıydı? Çıkmazdı elbet! Çünkü kadınlar (istisnaların kaideyi bozmadığını hatırlatalım) erkekler gibi ben merkezli olmazlar; ancak birilerini mutlu ettikçe mutluluk duyarlar.