Ben, coşkuların, ilgilerin, sevgilerin bir güne sıkıştırıldığı, sorunların bir günde tartışılıp sonra unutulduğu bu yapay 'gün'leri sevmiyorum. Artık bu günlerde yazmak içimden gelmiyor. Bu yüzden 8 Mart Kadınlar Günü'nde de yazmayı düşünmüyordum. Kadınların kaybettiği; erkek patentli siyasetlerin ortalığı karmakarışık bir hale getirdiği; her üç kadından birinin şiddete, her beş kadından birinin tecavüze uğradığı, kadınların %67'sinin eğitimden mahrum bırakıldığı, savaş acılarının kadın yüreklerini parçaladığı; yoksullukların derin çaresizliklerini en fazla kadınların çektiği; yazmaların, konuşmaların, tartışmaların işe yaramadığı dünyada yazı ve söz yetersiz kalıyor. Kadınlar bilinçlenseler bile sağlıklı ve daimi bir dayanışma içinde olamıyorlar. Parlamentodaki erkek ağırlığı insanın içine sıkıntı veriyor. Onun için (bir nevi protesto mahiyetinde) konuşmamakta, yazmamakta direndim. Ta ki, D kanalında Aydın Doğan'ın kızı Hanzade Doğan'ı dinleyinceye kadar... Spiker Şule Bulut, alt yazıda en başarılı iş kadını olarak tanıtılan Hanzade Doğan'a "Siyasete atılmayı düşünüyor musunuz?" diye soruyor. Hanzade Doğan, erkeklerin egemen olduğu siyaset dünyasının kirlenmiş olduğunu söyleyerek siyasete girmeyi düşünmediği şeklinde cevap veriyor. Evet, yol taşlarını tarihi süreç içinde erkeklerin canlarını dişlerine takarak döşediği, entrikalar ve tuzaklarla donattığı, kadınlara geçit vermemek konusunda omuz omuza etten barikatlar oluşturduğu; kotaların kaldırıldığı, pozitif ayrımcılığın reddedildiği siyaset arenasına girmek bir kadın için yürek ve cesaret işi! Ama bu yürek ve cesareti Hanzade Doğan veya Aydın Doğan'ın diğer kızları; Vuslat Sabancı, Arzuhan Yalçındağ göstermeyecek de kim gösterecek? Arkalarında imparator diye adlandırılan babaları ve onun ülkeye hakim koskoca medya imkanları var. Hepsi de etkin medya kuruluşlarının başına getirildiler. Kendilerine hazır sunulan mevkilerde azim ve hırsla çalışıyorlar. Artık kadınların el ayak çektiği siyaset dünyasının yollarını kadınlara açmak için bence öncü olmalılar, bu cesareti göstermeliler. Başında oldukları medya imkanlarını kadınların da iştirakiyle dengeli ve sağlıklı bir siyasetin oluşturulması için kullanmalılar. Hani samimi bir kaygıyla içimden geçen bunlar. Şu ana kadar düşünmediyseler bundan sonra düşünseler diyorum. En azından bir tanesi, söz gelimi son günlerde sık sık TV kanallarına çıkan Hanzade Doğan... Hem genç, hem dinamik, hem sempatik... Neden olmasın?