Kadınların topuk sesleri

A -
A +

Tandoğan, Çağlayan, İzmir ve Samsun mitinglerinde öne çıkan kadınların topuk sesleri nasıl ülkemiz siyaset arenasında sarsıntılar oluşturduysa, Ortadoğu'da yaşanan şiddet olayları karşısında dünya siyasetinin önde gelen kadınlarının ilk defa barış ve güvenlik konusunu görüşmek üzere Viyana'da zirve toplantısı yapmaları da dünyanın dikkatini kadınlar üzerine çekti. Evet, yurt içinde ve dışında kadın dünyasında "Böyle gelmiş ama böyle gitmez" dercesine bir uyanış ve hareketlilik gözleniyor. Tarih boyunca iktidar yolunu tırnaklarıyla kazıyan, ihtiraslarıyla döşeyen erkek egemen yönetimlerin dünya siyasetini dar boğaza soktuğu, adalet ve refah umutlarını körelttiği; dünya barışı ve güvenliğini sağlayamadığı ortada. Yuvalarını tehdit eden bir tehlike karşısında olağanüstü güçlerini harekete geçirip birer fırtına kuşu gibi gözüpeklikle mücadeleye göğüs geren dişi kuşlar, dünyanın zulüm kıskacına girmesi üzerine kanatlarını insanlığın üstüne açıp dünya siyaset arenasına doğru süzülüyorlar. Barışı sağlayabilirler mi? Kadını hâlâ bir vitrin malzemesi, magazin objesi olarak algılayanlar bu konuda tereddüt gösterebilir. Ama kadın, merkezi kendi dışında olan anaç özüyle sağduyunun, şefkat ve merhametin; sabrın ve mücadelenin kahramanıdır. Bu kadınların azim ve inançla bir amaç uğruna keneplenip dayanışma içinde olduğunda halledemeyecekleri hiçbir sorun yoktur. Gizemli güç onların mayasında vardır. Ben, buna inanırım. Viyana'daki zirve toplantısına ev sahipliği yapan Avusturya Dış İşleri Bakanı Ursula Plassnik'in Ferai Tınç'ın Hürriyet'teki köşesinde yer verdiği: "Erkek politikacılardan insanlar sıkıldı. Bu yüzden kadınlara fazla sorumluluk yüklüyorlar. Bakan sayılarında ciddi bir artış var. Halkın beklentisi büyük" sözlerinde de bu inancımı destekler mahiyette ipuçları buluyorum. Almanya'da Türk kadınlarının başarısı Önceki yıl Türk- Alman Dostluk Federasyonu'nun davetlisi olarak Almanya'ya gitmiş; Federasyonun burada etkin çalışmalar yaptığına şahit olmuştum. Federasyon Başkanı Ali Kılıç'ın internet kanalıyla bana yolladığı mesaja göre; bu yıl 6 ayrı dalda verilen Türk-Alman oscarlarını Türk kadınları almış. Almanya'daki 75 başarılı işletmenin arkasında Türk kadınlarının imzası varmış. Hatta, Alman parlamentosu ve eyalet parlamentolarında Türk kadını sayısı Türk erkeklerinkinden fazlaymış. Kılıç, bu sevindirici haberlerin ardından şöyle bir hüküm cümlesiyle mesajını sonlandırıyor: "Türk Kadını 47 yıl önce geldiği Almanya'da akademik, politik, iş hayatında ve sosyal alanda bugün adeta tarih yazıyor. Almanya'daki Türk Kadını adını altın harflerle Avrupa'ya yazdıracak, kafalardaki önyargı duvarlarını başarılarıyla yıkacaktır." Kıvanç verici değil mi? Evet, kadın isterse, azmederse ve mayasındaki gücü harekete geçirirse neler yapmaz...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.