Filistin lideri Yaser Arafat, Orta Doğu'nun çalkalandığı bir dönemde barışı görmeden bu dünyadan göçtü. Allah rahmet eylesin! Acısını yürekten paylaştığımız Filistin halkının başı sağ olsun! Arafat'ın Fransa'ya götürülmek üzere uçağa bindirilişi sırasında yüzündeki çocuksu gülüş ve çevresine dağıttığı öpücükler; evet, TV ekranlarında defalarca gösterilen o hüzünlü sahne günlerdir gözlerimin önünden gitmiyor. O görüntü, aslında öfkelerinden sıyrılmış, ruhunda barışa erişmiş bir insanın duru, iddiasız sakin ve çocuksu görüntüsüydü. Onun için bir gazetede rastladığım, Arafat'ın ağzında zeytin dalıyla gökte uçan kuşların arasına karışıp uçtuğunu gösteren karikatür bana çok anlamlı ve hoş geldi. Yaser Arafat'ın ölümünden sonra basında onu öven yazılar çıktı. Bazıları onun çağımızın son kahramanı olduğunu, onunla birlikte artık kahramanlar devrinin kapandığını yazdı. Acaba? Şeytan ayinleri müziğinin etkisiyle, Felluce'de mübarek Kadir Gecesinde daha çok kadın ve çocuk öldürme cinneti geçiren Haçlı askerleri yaptıklarından utanç duyup da Orta Doğu'dan çekildiler mi? Filistin, bağımsız devlete mi kavuştu? Silah tüccarları iflas mı etti? Çok uluslu şirketler küresel sermayeyi ellerinde toplayıp küresel güç olma hayallerinden mi vazgeçtiler? Fesat ve entrika çemberleri mi kırıldı? Terörün kökü mü kurudu? Genişletilmiş Orta Doğu Projesi suya mı düştü? Her yanı sulh-sükun kapladı da, insana sevgi-saygı en yüce değer olarak herkes tarafından benimsenip dünyaya adalet, şefkat ve merhamet mi geldi? Bilim ve teknolojinin kötü emellere alet olması mı önlendi? "Bencillik, doyumsuz hırs ve sömürü zihniyeti" yerin dibine mi battı? Sahi, ne oldu da kahramanların sonu geldi? Haksızlığa, sömürüye ve işgale karşı duruşun doğal olarak yeni kahramanlarını üretmeyeceğine hüküm vermek ne derece gerçekçi? Çok büyük hayallerle girdiğimiz 21. yüzyılda kahramanlar gerektirmeyecek kadar güzel, insana yakışır, karşılıklı dayanışma ruhuna dayanan, barışcı ve adil bir dünya özlemek başka, yaşanılan gerçekleri görmek başka... Diyeceğim, hayallerle gerçekleri karıştırmayalım. Haksızlığın, tutsaklığın, insan haysiyetini çiğneyişlerin, adaletsizliğin, sevgisizliğin olduğu,"ötekine" karşı sinsi ve hain yok etme eylemlerinin hüküm sürdüğü her yerde direnişler ve karşı duruşlar da vardır... Direnişler ve karşı duruşlar da kendi sembol kahramanlarını tarih sahnesine sürerler. Dün böyleydi, bugün de böyle. Benim insanlık tarihinden çıkardığım ders bu...