Afrika dendiği zaman aklınıza ne gelir? Medeniyet nimetlerinden uzak kara derili insanlar... İlkel kabileler... Safari... Balta girmemiş ormanlar... Yırtıcı hayvanlar... Filler, çeşit çeşit maymunlar... Yoksulluk, sefalet... Tahminimce ilk anda bunları sıralayabilirsiniz. Ayrıca, seyahat söz konusu olduğunda Afrika'yı düşünmezsiniz. Ama merak edersiniz. Öyle değil mi? Şu sırada gösterimde olan; yönetmenliğini Edward Zwick'ın yaptığı, başrolünü Leonardo DiCaprio'nun oynadığı Kanlı Elmas, Afrika'yı coğrafyası ve trajik gerçekleriyle size tanıtacak muhteşem bir aksiyon filmi. Trajik gerçeklik çerçevesinde dünyaya hâkim olan sömürü düzeninin içyüzü bütün çıplaklığı ve can yakan acılığıyla gözler önüne seriliyor. Bu köhne gezegende eğer kıymetli madenlere ve petrole sahip geri kalmış bir ülkeysen yandığının resmidir. Batı emperyalizminin yırtıcı pençelerinde nice acılar çekmeye, iç savaşlar yaşamaya mahkumsun demektir. Film, Güney Afrika'daki Sierra Leone bölgesinin ünlü elmas madenlerini; halk arasında nifak ve ayrımcılık sokarak, halkı akıl almaz bir şekilde birbirine kırdırarak ele geçiren batılı bir soygun çetesinin, elmasları yasa dışı yollardan Belçika-Anvers'teki elmas piyasasına çıkarışına kadar yaşanan, nice felaketlere sebep olan kanlı serüvenini anlatıyor. Dayanılmaz işkenceler, sürekli ölüm kusan silahlar, ateşe verilen barınaklar, yok edilen aileler, kopan kollar, bacaklar, ailelerinden koparılan çocukların acımasız bir ölüm makinesı haline getirilişleri... O kadar vicdan sızlatan sahneler var ki, zaman zaman seyretmeye bile dayanamıyorsunuz. Yönetmen Zwick, kendisiyle yapılan bir röportajda yaşanan gerçeklerin bunlardan çok daha acı olduğunu beyan ederek: "Biz çok azını yansıttık" diyor. Artık gerisi sizin hayal ve dayanma gücünüze kalmış... Filmde, bebek asker olarak yetiştirilmek için kaçırılan oğlunu bulabilmek için her türlü tehlikeyi ve fedakârlığı göze alan Afrikalı babayı son derece başarılı bir oyunculukla canlandıran Djımon Hounsou, bebek asker faciasının önlenmesini Birleşmiş Milletlerin Afrika'da daha etkin olmasına bağlayarak şöyle diyor: "Bunun altında sefalet, nüfus patlaması ve devlet zafiyeti yatıyor. Afrika'daki devletler bu madenleri koruyamıyor, sahiplenmek de çapulculara düşüyor." Bu film sayesinde, savaşla beslenen elmas ticaretinin kanlı yüzünü öğrendikten sonra elmas bir kolye, broş veya yüzük takmaya özenmeyeceksiniz. En azından ardındaki kanlı soygunu hatırlayıp düşünecek, vicdanlara sığmaz art gerçeklerin parçası olmak istemeyeceksiniz veya ille almak istediğinizde filmde gerçekleri gün yüzüne çıkarma mücadelesi veren idealist gazeteciyi canlandıran Jennıfer Conelly gibi elmasın nereden ve nasıl geldiği ile ilgili sertifikayı, yani temiz kâğıdını görmek isteyeceksiniz. Tabii bu konuda da sahtekârlık yapılmadıysa... Basında çıkan haberlere göre elmas endüstrisi bu filmden çok rahatsız olmuş. Filmin çekimini durdurmaya çalışmışlar. Bu da insana şaşırtıcı gelmiyor. Çıkar çevrelerinin onca baskılarına rağmen filmi çekme dirayetini gösteren yönetmeni kutlamak gerekiyor. Sözü hülasa edecek olursak; bu yıl, 5 dalda Oscar'a aday olan Kanlı Elmas, sezonun mutlaka seyredilmesi gereken en iyi, en düşündürücü filmlerinden biri. Kaçırmamanızı tavsiye ediyorum. Başsağlığı Gazetemizin seçkin yazarlarından, değerli bilim adamı Prof. İsmet Giritli'nin vefatından büyük bir üzüntü duydum. Merhuma Allah'tan rahmet, kederli ailesine, üniversite camiasına, başta gazetemiz mensupları olmak üzere basın dünyasına başsağlığı diliyorum.