Nihayet şeytanın bacağını kırdım; Karadeniz'e adım attım. Geçmiş günlerde bana: "Hep Güneydoğuya gidip oraları anlatıyorsunuz; biraz da Karadeniz'e gelin de buraları anlatın!"diyen muhterem okuyucumun kulakları çınlasın! Bir kere adım atıldı mı artık gerisi gelir... Geçtiğimiz cuma günü, medyada hep uykulu görüntüleriyle yer alan (ancak, kabine üyeleri arasında belki en fazla çalışıp en az uyuyan) Kültür ve Turizm Bakanı Attila Koç'un bir günlük Giresun gezisine katıldım. Hatırlarsınız, geçen yazılarımın birinde onun çalışmalarını fırsat buldukça yakından takip edeceğimi yazmıştım. Sözümde duruyorum. Karadenizli vatandaşlarımız, dünyanın cennet köşelerinden biri olan Karadeniz bölgesini uluslararası bir turizm merkezi haline getirme sevdasına kapılmışlar. Giresunlular, buranın meşhur Sis Dağı yaylasını uluslararası kayak merkezi yapmak için proje hazırlamışlar. Kültür ve Turizm Bakanından yardım ve destek bekliyorlar. Kültürün korunması ve beslenmesi için turizme özellikle önem veren sayın Bakanın tavrı açık ve net: "Ben, yapamayacağım şeyin sözünü vermem. Verdiğimde de mutlaka yerine getiririm. Önce görüp araştırma ve inceleme yapmam gerek." diyor. Konvoy halinde Sis Dağına çıkıyoruz.Yollar bozuk.Yolculuk iki saate yakın bir zaman alıyor. Şüphesiz çok güzel bir konuma ve görünüme sahip olan yaylaya çıktığımızda sisten göz gözü görmüyor. Aslında, arazi eğilimleri kayak sporuna pek uygun olan, yılın sekiz ayı karla kaplı Sis Dağında bu sis örtüsü seyrek olurmuş. Yaylaya çıkmış yazlıkçılardan bir hanım; "Bir saat önce her taraf pırıl pırıldı" diyor. Şans da bize rast geldi işte! Giresun Valiliğini ziyaret sırasında sayın Koç, pek heyecanlı olan proje sahiplerine hem moral veriyor hem tavsiyelerde bulunuyor: "Ülkemiz için hepimiz güzel rüyalar görüyoruz. Bu iyi bir şey! Ancak, gerçekleri de göz ardı etmeyelim. Turizm için hayati önemi olan iki ıey var; ulaşım ve konaklama. Sahillerin beş yıldızlı otellerle donatılması gerekiyor. Şimdiden başlanırsa iki yılda biter. Biz gerekli planlamaları ve yatırımları yaparız. 2005 yılı sonuna kadar Samsun-Hopa yolunu, çevre park ve bahçelerin tanzimini tamamlarız. Kış ve yayla turizmi geliştirildiği takdirde başta Rusya'dan olmak üzere buraya yılda en az on milyon turist çekebiliriz. Kış turizmini açmak inşaallah bana nasip olacak!". Daha önce Giresun Valiliği yapmış olan Sayın Koç'a gittiğimiz her yerde halk, sevgi gösterilerinde bulundu. O da vefa görmenin hazzı içinde yaşlı, genç herkesi kucakladı, dertlerini dinledi. Yapılması gerekenler konusunda danışmanlarına not tutturdu. Danışmanı Hilmi Beyin söylediğine göre not edilen her şeyi zamanında takip edermiş. Belediye, parti, müze ziyaretleri derken öğle yemeğini yiyecek zaman bile bulamadık. Bu kadar hızlı tempoya dayanmak kolay değil ama tonton bakan, halinden hiç şikayetçi değil, başkaları gibi kasım kasım kasılmıyor, alçakgönüllü bir tavır ve çocuksu bir mutluluk içinde daima güleryüzlü, hatırşinas... Akşam, tezahüratla karşılandığı Görele'de tertiplenen Kemençe ve Horon şenliğinde halkla beraber horon oynarken de yorgunluk emaresi göstermedi. Kameramanların onca fırsat kollamalarına rağmen şenlik arasında uzun konuşmaları dinlerken de uyuklamadı. Sayın Bakanın çok hızlı bir çalışma temposu olduğu ve geceleri üç-dört saat uyuduğu dikkate alınırsa, bazı zamanlarda saniyelik içinin geçişlerini de "insanlık hali" deyip hoş görmek gerekir diye düşünüyorum. Zira; ertesi gün yorgunluktan benim kımıldayacak halim yoktu. Ama düşüncelerim, hayallerim ve umutlarım capcanlıydı. Şimdi yurdumun cennet köşesi Karadeniz Bölgesinde turizmdeki gelişmeyi, Sis Dağına aydınlık bir günde teleferikle çıkmayı, kayanları seyretmeyi, sahilde beş yıldızlı otellerin bahçelerinde denize bakarak çay yudumlamayı hayal etmeğe başladım. Netice olarak; rüyalarıma Karadenizli kardeşlerimin rüyası da eklendi... Haydi hayırlısı!