İlk defa ünlü okülist Papüs tarafından dile getirilen "Bir sineğin kanat çırpması, evrenin bir başka köşesinde yeni bir oluşuma ya da yıkıma sebebiyet verir" sözünden hareketle, 1963 yılında Edward N. Lorenz isimli bir bilim adamı: "Bir sistemin başlangıç verilerindeki ufak değişikliklerin, büyük ve öngörülmez sonuçlar doğurabileceği"ne ilişkin bir prensip keşfetmiş ve bu prensibi şöyle tanımlamış: "Amazon Ormanları'nda bir kelebeğin kanat çırpması, Avrupa'da fırtına kopmasına sebep olabilir." Kelebek etkisi prensibi, tefekkür sahipleri için hayatın ve evrenin en önemli sırlarından biri. Bu prensip bizi evrenin ne kadar muhteşem ve çok hassas bir denge üzerine kurulduğu gerçeğine götürmüyor mu? *** Bu düzeni bozan tek varlık; kendini bilme idrakine ulaşamamış, nefsinin kölesi olmuş; Şeyh Galip'in "Hoşça bak zatına zübde-i âlemsin sen" sözünü kavrayamamış insan... Dünyayı mamur kılacağı yerde; bitip tükenmez hırsları, açgözlülüğü sebebiyle çıkarları uğruna yıkmaya yönelmiş, önüne geçilmez kibriyle her şeyi bildiğini sanıp da bir kelebek etkisi prensibini bilmeyen insan... İçinde yaşadığımız; yeraltı-yerüstü zenginliklerini hunharca tüketen; küresel ısınma tehdidiyle felakete doğru sürüklenen dünyamızın bu hale gelmesinde asıl sebep sorumsuzca çıkarılan savaşlar, atılan bombalar, sürekli ölüm kusan silahlar; dolayısıyla bütün bunları gerçekleştiren insan değil midir? *** Şimdilerde yerleştirilmesi düşünülen; herkesin temel ilkelerinde mutabakata varacağı küresel ahlak anlayışının oluşturulmasından bahsediliyor. Amazonlarda bir kelebek kanadının sesi Avrupa'da fırtınaya sebep oluyorsa; Orta Doğu'da kopan milyonlarca çığlık.. Bir coğrafyayı kan gölüne çeviren vahşet... Şehit yakınlarının göğü kaplayan feryatları... Açların ve mazlumların çaresizlik içinde kıvranışları... Nelere sebep olmaz? Dolayısıyla; bu küresel ahlakın temel ilkelerinden birinin "kelebek etkisi" prensibinin insanoğluna öğretilmesi ve benimsetilmesi olmalı diye düşünüyorum.