Kendine gel!

A -
A +

Hatırlar mısın; çocukluğunda biraz sorumsuz, rastgele davrandığında; abuk sabuk heveslere kapıldığında; taşkınlıklar yaptığında büyüklerin azar yüklü bir ses tonuyla "kendine gel!" diye ihtar çekerlerdi. Anlamını tam olarak bilmediğin bu sözü işittiğinde hemen derlenir toparlanır, senden beklendiği şekilde akıllı, uslu haline dönerdin. İnsan, zamanla düşünme olgunluğuna eriştiğinde, kelimelerin içerdiği manaları daha iyi anlıyor. Nedir kendinde olmak, kendine gelmek? Düşündün, sordun soruşturdun; sonucunda şöyle bir hükme vardın; kendinde olma hali; mizacının ve giderek şahsiyetinin; hatta bilinçli insan olma halinin kalıpları içinde bulunmak... Kendine gelmek bunun farkındalığına erişmek... Hız çağındasın. Çeşit çeşit küresel rüzgârlar çevrende fır dönüyor. Şaşkınsın... İpleri başkasının elinde bir kukla gibisin. Bir o yana, bir bu yana sallanıp duruyorsun. Özüne sindiremediğin, köküne yerleştirip sağlamlaştıramadığın bütün bilgiler, değerler savrulup kayboluyor. Kelimeler, kavramlarından soyutlanıyor. Sahte ışıklara, renklere, seslere, modalara esir oluyorsun. Karanlık zamanlardasın. Sürekli kendinden uzaklaşıyorsun, âdeta kopma noktalarına geliyorsun. İnsanoğlusun, temelinde nankörlük ve fesatlık harcı var. Aydınlıkların kıymetini bilmiyorsun. Tutunduğun dalları kesiyorsun. Şarkılarını, türkülerini, efsaneleri, tüm anılarını yele veriyorsun... Seni, senden alan; her şey... Her şeye bölük pörçük dağılıyorsun. Bitmez tükenmez bir açlığın pençesinde kıvranıyor, hayaletler gibi akşam alacalarına bulanıyorsun. Hiç gerekmeyen maceralara atılıyor; bukalemunlar gibi renkten renge giriyorsun. Kendininkinin dışında her hikâyede olmak istiyor; başını, ortasını, sonunu düşünmeden her hikâyeye dalıyorsun. Ne diyorlar hani; sanal yaşamak... Kendi hayatının kahramanı olmadan sanal kimliklerle sanal yaşıyorsun.... Âdeta yok gibisin. Sanki var olmaktan korkuyorsun. Bu benim hayatım, bu benim düşüncem, bu benim savunmam diyemiyorsun. Yapabildiğin tek şey, tüketmek... Her şeyi tüketiyorsun... Şimdi kendini tüketiyorsun. Bak, gölgen bile kalmadı. Yok gibi olmak böyle bir şey... Var olmaya ihtiyaç duyduğunda; her şeyi yeni baştan kurmak istediğinde, kendin olmaya kalktığında çok geç kalmış olabilirsin. Sana, tehlikeyi fark edip de ikaz eden yok sanırsın. Oysa, bir gece ıssızlığında uyanıp derin boşluklara düşüp de yüreğini dinlediğinde o tanıdık sesi duyarsın. "Kendine gel!" Evren de karışır o sese. O da kendi ihtarını yapar: "Kendini bil"

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.