Son zamanlarda televizyonlarda bilgi yarışması programları arttı. Bence artık bu programlar miyadını doldurdu. Çünkü, her türlü bilgiye anında ulaşabileceğiniz bilgi çağında önemli olan; bilgiyi depolamak değil, bilgiyi kullanmak... Bunun için de uyanmak (bilinçlenmek) gerekiyor. Bence artık bunu hedefleyen programlar yapılmalı. Uyanmak (bilinçlenmek), zordur; çünkü birtakım sorumlulukları, çabaları beraberinde getirir; sizi okumağa, araştırmağa, incelemeğe ve düşünmeğe davet eder ve rahatı kaçırır, adam sendecilik tavrını engeller. Yine de insan'a en yakışan tutum budur. Böyle bir tutum içine girdiyseniz bilirsiniz; düşüncenizin gücü ilkin bir kapı aralar. Girdiğinizde, ardından Ali Baba'nın mağarası gibi yaşadığınız, yaşamakta olduğunuz aldatmacaları ortaya çıkaran sizi sahte dünyadan koparıp asıl gerçekler dünyasına ulaştıran kapıları peş peşe açmağa devam edersiniz. Önce el yordamıyla bir şeylerin farkına varırsınız. Farkına vardıkça merakınız artar; daha da bilgilenmeye çalışırsınız. Bilgilendikçe düşünmeye ve sorgulamaya başlarsınız. Sorguladıkça, sürüden ayrılır; belki yalnız kalırsınız ama düşünen insan olmanın keyfini yaşarsınız. Gerçek özgürlüğün ipuçlarını yakalarsınız. Gaflet uykusundayken aslında hiç özgür olmadığınızı, anlayamadığınız ama varlığını gölge gibi algıladığınız belirsiz bir gücün sizi avucunuzun içine alıp sürekli kontrol ettiğini, yönlendirdiğini; sizi bir piyon gibi kullanmaya çalıştığını farkedersiniz. Dünyanın gidişatının nurlu ufuklara değil de George Orwel'ın 1984 romanında belirttiği karanlık bir dünyaya doğru gidiş olduğunu anlayıp şaşırırsınız. Bilimin, teknolojinin gücü kendinde toplamak isteyenlerce nasıl sinsi emeller uğruna kullanılabildiğini sezinleyip içinizde aslında kıyamete doğru bir gidişin ürpertisini duyarsınız. Cambridge Üniversitesi profesörlerinden Martin Rees'in insanoğlunun nükleer terörizm, ölümcül virüsler ve genetik müdahaleler ile kendi kuyusunu kazdığı, kıyameti yaklaştırdığı tesbitlerine şaşırmazsınız. Medyanın sizi nasıl yönlendirdiğini, kalitesiz, süfli magazin programlarının, birdenbire gündeme düşen; uzayıp giden tartışmalara sebep olan sansasyonel haberlerin aslında sizin kafanızı karıştırmak, sizi edilgenleştirmek için hazırlandığını dehşet içinde anlarsınız. Sizin kafanız ne kadar karışırsa birilerinin o kadar kâr ettiğini sezip Allah'ın size bahşettiği o muhteşem akılla direnmeğe çabalarsınız. Zamanımızın sorusu artık "to be or not to be (olmak veya olmamak) değil; uyanmak veya uyanmamaktır. Herhangi bir yarışma programına (mesela "Kim 500 Milyar İster?" alternatif mi arıyorsunuz? Söyleyelim: "Kim uyanmak ister?"